haber.com
26.11.2021

Nazan Öncel ile üvey oğlu Berdan Togay barıştı
İş insanı Akşit Togay’dan kalan Kemerburgaz’daki villa için davalık olan sanatçı Nazan Öncel ile üvey oğlu Berdan Togay barıştı.
Amerika’da yaşayan Berdan Togay, 4 yıl önce evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden babası Akşit Togay’ın eşi Nazan Öncel’e mirastan düşen payını alabilmek için dava açmıştı. Togay, Öncel’e ayrıca Kemerburgaz’da oturduğu villa için ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davası da açtı.
Davayı kısmen kabul eden mahkeme, bilirkişi tarafından yapılan tespit sonucu Öncel’in oturduğu villanın 6 günlük ecrimisil tutarı olan 413 liranın Togay’a ödenmesine karar verdi.
Davadan vazgeçtiler
Berdan Togay bu gelişmenin ardından ikinci kez mahkemeye başvurarak 22 aylık ecrimisil bedelinin tahsili 60 bin liralık dava açtı.
Nazan Öncel de ‘ortaklığın giderilmesi’ davası başlattı. İki dava devam ederken, Nazan Öncel’in avukatı Sadettin Dayıoğlu’ndan açıklama geldi: “Nazan Hanım ile üvey oğlu Berdan Togay, karşılıklı olarak birbirlerine açtığı davalardan vazgeçmiştir. Her iki taraf da sulh olmuştur.”

kamupersonel.org
26.11.2021

Nazan Öncel ile üvey oğlu Berdan Togay barıştı
İş insanı Akşit Togay’dan kalan Kemerburgaz’daki villa için davalık olan sanatçı Nazan Öncel ile üvey oğlu Berdan Togay barıştı.
Amerika’da yaşayan Berdan Togay, 4 yıl önce evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden babası Akşit Togay’ın eşi Nazan Öncel’e mirastan düşen payını alabilmek için dava açmıştı. Togay, Öncel’e ayrıca Kemerburgaz’da oturduğu villa için ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davası da açtı.
Davayı kısmen kabul eden mahkeme, bilirkişi tarafından yapılan tespit sonucu Öncel’in oturduğu villanın 6 günlük ecrimisil tutarı olan 413 liranın Togay’a ödenmesine karar verdi.
Hürriyet gazetesinden Özge Eğrikar’ın haberine göre; Berdan Togay, bu gelişmenin ardından ikinci kez mahkemeye başvurarak 22 aylık ecrimisil bedelinin tahsili 60 bin TL’lik dava açtı. Nazan Öncel de ‘ortaklığın giderilmesi’ davası başlattı.
İki dava devam ederken, Nazan Öncel’in avukatı Sadettin Dayıoğlu’ndan açıklama geldi: Nazan Hanım ile üvey oğlu Berdan Togay, karşılıklı olarak birbirlerine açtığı davalardan vazgeçmiştir. Her iki taraf da sulh olmuştur.

e-haber.org
26.11.2021

Nazan Öncel ile üvey oğlu Berdan Togay barıştı
İş insanı Akşit Togay’dan kalan Kemerburgaz’daki villa için davalık olan sanatçı Nazan Öncel ile üvey oğlu Berdan Togay barıştı.
Amerika’da yaşayan Berdan Togay, 4 yıl önce evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden babası Akşit Togay’ın eşi Nazan Öncel’e mirastan düşen payını alabilmek için dava açmıştı. Togay, Öncel’e ayrıca Kemerburgaz’da oturduğu villa için ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davası da açtı.
Davayı kısmen kabul eden mahkeme, bilirkişi tarafından yapılan tespit sonucu Öncel’in oturduğu villanın 6 günlük ecrimisil tutarı olan 413 liranın Togay’a ödenmesine karar verdi.
Hürriyet gazetesinden Özge Eğrikar’ın haberine göre; Berdan Togay, bu gelişmenin ardından ikinci kez mahkemeye başvurarak 22 aylık ecrimisil bedelinin tahsili 60 bin TL’lik dava açtı. Nazan Öncel de ‘ortaklığın giderilmesi’ davası başlattı.
İki dava devam ederken, Nazan Öncel’in avukatı Sadettin Dayıoğlu’ndan açıklama geldi: Nazan Hanım ile üvey oğlu Berdan Togay, karşılıklı olarak birbirlerine açtığı davalardan vazgeçmiştir. Her iki taraf da sulh olmuştur.

hurriyet.com.tr
26.11.2021

Nazan Öncel ile üvey oğlu Berdan Togay barıştı
İş insanı Akşit Togay’dan kalan Kemerburgaz’daki villa için davalık olan sanatçı Nazan Öncel ile üvey oğlu Berdan Togay barıştı.
Amerika’da yaşayan Berdan Togay, 4 yıl önce evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden babası Akşit Togay’ın eşi Nazan Öncel’e mirastan düşen payını alabilmek için dava açmıştı. Togay, Öncel’e ayrıca Kemerburgaz’da oturduğu villa için ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davası da açtı.
Davayı kısmen kabul eden mahkeme, bilirkişi tarafından yapılan tespit sonucu Öncel’in oturduğu villanın 6 günlük ecrimisil tutarı olan 413 liranın Togay’a ödenmesine karar verdi.
Davadan vazgeçtiler
Berdan Togay bu gelişmenin ardından ikinci kez mahkemeye başvurarak 22 aylık ecrimisil bedelinin tahsili 60 bin liralık dava açtı.
Nazan Öncel de ‘ortaklığın giderilmesi’ davası başlattı. İki dava devam ederken, Nazan Öncel’in avukatı Sadettin Dayıoğlu’ndan açıklama geldi: “Nazan Hanım ile üvey oğlu Berdan Togay, karşılıklı olarak birbirlerine açtığı davalardan vazgeçmiştir. Her iki taraf da sulh olmuştur.”

ntv.com.tr
15.11.2021

Vic Chesnutt'ın dramatik sonu...
18 yaşında trafik kazası geçirip tekerlekli sandalyeye mahkum olan ve R.E.M.'in solisti tarafından keşfedilen melankolik müzisyen Vic Chesnutt intihar etti.
Vic Chesnutt’ın yakın arkadaşlarından Kristin Hersh’e göre Chesnutt, bir intihar girişimi sonucu hayatını kaybetti.
45 yaşındaki müzisyenin arkasında bir veda notu bıraktığı da belirtiliyor. R.E.M.'in keşfettiği, Bob Dylan'ın 'has adamım' dediği, Madonna, Garbage gibi isimlerin destek verdiği Chesnutt, geçirdiği bir tarfik kazası yüzünden 18 yaşından beri tekerlekli sandalye ile yaşıyordu.
Bir süredir hastane masrafları yüzünden sıkıntılı günler geçirdiği bilinen ünlü müzisyen, Nazan Öncel'in 'Hatırına Sustum' albümünde yer alan 'Seni Bugün Görmem Lazım' şarkısına eşlik etmişti.

242online.com
24.10.2021

Finali Nazan Öncel yaptı
Poll Production organizasyonu ve Demirören Medya Grubu sponsorluğunda gerçekleşen Paraf Kuruçeşme Açıkhava Konserleri serisinin finalini geçtiğimiz akşam Türk pop müziğinin kült ismi Nazan Öncel yaptı.
Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, “Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır” diye konuştu.
‘Seni Bugün Görmem Lazım’ şarkısıyla konseri başlatan Öncel, ‘Bir Hadise Var’, ‘Erkekler de Yanar’, ‘Bu Havada Gidilmez’ gibi sevilen parçalarını sevenleriyle birlikte söyledi.
"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de ‘sokak kızı’ olabilmişim” diyerek ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi.
“İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye uçuk kaçık dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu.” diye konuşan Nazan Öncel, eski ve yeni şarkılarını art arda söyledi.
“Eski ve yeni eşimi beş gün arayla kaybedince evde kaldığımı düşünüyordum. 85 milyonluk bir ülkede bir alıcı çıkınca hemen yüzüğü takayım dedim. Şaka bir yana 1946 yılına ait imzası olan kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum.” diyerek seyircileri güldürdü.
2 saat boyunca sahnede kalan Öncel, söylediği şarkılarla müzikseverlere muhteşem bir gece yaşattı. Konserin sonunda kadın cinayetlerini konu alan ‘İmdat’ şarkısını seslendirdiğinde ise dakikalarca ayakta alkışlandı.


22.10.2021

Kuruçeşme'de Öncel'li final!
Poll Production organizasyonu Kuruçeşme Açıkhava Konserleri serisinin finalini önceki akşam Türk Pop Müziği'nin kült ismi Nazan Öncel yaptı. Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Nazan Öncel, "Çok duygulandım. İyi ki geldiniz. İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorumdiye uçuk kaçık dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu" diye konuştu


22.10.2021

"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Nazan Öncel, uzun bir aradan sonra Poll Production organizasyonu ve Demirören Medya Grubu sponsorluğunda gerçekleşen Paraf Kuruçeşme Açıkhava Konserleri serisinin finalinde sevenleriyle buluştu. Sahneye ilk kez 13 yaşındayken çıktığını söyleyen Öncel, "Tanınan biri olsaydım 'Küçük Nazan' diyeceklerdi. Ama iyi ki 'Sokak Kızı' olmuşum" dedi.

Milliyet Cadde
22.10.2021

Finali Yaptı
Poll Production organizasyonu ve Demirören Medya Grubu sponsorluğunda gerçekleşen Paraf Kuruçeşme Açıkhava Konserleri serisinin finalini önceki akşam Türk pop müziğinin kült ismi Nazan Öncel yaptı.
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de ‘sokak kızı’ olabilmişim” diyerek ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi.

mobil.halkingazetesi.net
22.10.2021

Kuruçeşme'de Nazan Öncel'li final
Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Nazan Öncel, "Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır" dedi. Öncel, ‘Seni Bugün Görmem Lazım’, ‘Bir Hadise Var’, ‘Erkekler de Yanar’ ve ‘Bu Havada Gidilmez’ gibi sevilen parçalarını sevenleriyle birlikte söyledi.
"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de ‘sokak kızı’ olabilmişim” diyerek ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi. “İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye 'uçuk kaçık' dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu” şeklinde konuşan Nazan Öncel, eski ve yeni şarkılarını art arda söyledi.
"Kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum"
“Eski ve yeni eşimi beş gün arayla kaybedince evde kaldığımı düşünüyordum. 85 milyonluk bir ülkede bir alıcı çıkınca hemen yüzüğü takayım dedim. Şaka bir yana 1946 yılına ait imzası olan kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum” ifadelerini kullandı. İki saat boyunca sahnede kalan Öncel, söylediği şarkılarla müzikseverlere muhteşem bir gece yaşattı. Konserin sonunda kadın cinayetlerini konu alan ‘İmdat’ şarkısını seslendirdiğinde ise dakikalarca ayakta alkışlandı.

evosangles.com
22.10.2021

Nazan Öncel: Bana da Küçük Nazan diyeceklerdi
Türk pop müziğinin en başarılı ismi Nazan Öncel, dün akşam İstanbul'da konser verdi. Kendisini dinlemeye gelen seyircisiyle sohbet eden Öncel, 13 yaşında sahneye çıktığını söyledi. İşte Öncel'in açıklamalarından ara başlıklar... Çok küçükken şarkıcılık yapmaya başladığını söyleyen Öncel “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de ‘sokak kızı’ olabilmişim. İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye uçuk kaçık dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu.” diye konuştu.

haberortakoy.com
22.10.2021

Nazan Öncel: Bana da Küçük Nazan diyeceklerdi
Türk pop müziğinin en başarılı ismi Nazan Öncel, dün akşam İstanbul’da konser verdi. Kendisini dinlemeye gelen seyircisiyle sohbet eden Öncel, 13 yaşında sahneye çıktığını söyledi.
İşte Öncel’in açıklamalarından ara başlıklar...
Küçük Nazan
Çok küçükken şarkıcılık yapmaya başladığını söyleyen Öncel “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de ‘sokak kızı’ olabilmişim.
"İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyordum diye uçuk kaçık dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu." diye konuştu.

hepsiblog.com
21.10.2021

Nazan Öncel: 13 yaşında sahneye çıktığımda tanınsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi…
Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, “Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır” diye konuştu. ‘Seni Bugün Görmem Lazım’ şarkısıyla konseri başlatan Öncel, ‘Bir Hadise Var’, ‘Erkekler de Yanar’, ‘Bu Havada Gidilmez’ gibi sevilen parçalarını sevenleriyle birlikte söyledi.
"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel, “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de sokak kızı olabilmişim” dedikten sonra ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi.
“İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye ‘uçuk kaçık’ dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu.” ifadelerini kullanan Öncel, eski ve yeni şarkılarını ard arda söyledi.
“Eski ve yeni eşimi beş gün arayla kaybedince evde kaldığımı düşünüyordum. 85 milyonluk bir ülkede bir alıcı çıkınca hemen yüzüğü takayım dedim. Şaka bir yana 1946 yılına ait imzası olan kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum.” diyerek seyircileri güldürdü.
2 saat boyunca sahnede kalan Öncel, söylediği şarkılarla müzikseverlere muhteşem bir gece yaşattı. Konserin sonunda kadın cinayetlerini konu alan ‘İmdat’ şarkısını seslendirdiğinde ise dakikalarca ayakta alkışlandı.

ulusal24.com
21.10.2021

Nazan Öncel: İyi ki sokak kızı olmuşum!
"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Usta sanatçı Nazan Öncel, geçtiğimiz akşam müzikseverlerle, Kuruçeşme Açıkhava Sahnesi’nde buluştu. Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, “Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır.” dedi.
‘Seni Bugün Görmem Lazım’ şarkısıyla konseri başlatan 65 yaşındaki sanatçı, ‘Bir Hadise Var’, ‘Erkekler de Yanar’, ‘Bu Havada Gidilmez’ gibi sevilen parçalarını sevenleriyle birlikte söyledi.
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel, “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de sokak kızı olabilmişim” dedikten sonra ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi.
“İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye ‘uçuk kaçık’ dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu.” ifadelerini kullanan Öncel, eski ve yeni şarkılarını ard arda söyledi.

hurriyet.com.tr
21.10.2021

Nazan Öncel: 13 yaşında sahneye çıktığımda tanınsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi...
Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, “Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır” diye konuştu. ‘Seni Bugün Görmem Lazım’ şarkısıyla konseri başlatan Öncel, ‘Bir Hadise Var’, ‘Erkekler de Yanar’, ‘Bu Havada Gidilmez’ gibi sevilen parçalarını sevenleriyle birlikte söyledi.
"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel, “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de sokak kızı olabilmişim” dedikten sonra ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi.
“İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye ‘uçuk kaçık’ dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu.” ifadelerini kullanan Öncel, eski ve yeni şarkılarını ard arda söyledi.
“Eski ve yeni eşimi beş gün arayla kaybedince evde kaldığımı düşünüyordum. 85 milyonluk bir ülkede bir alıcı çıkınca hemen yüzüğü takayım dedim. Şaka bir yana 1946 yılına ait imzası olan kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum.” diyerek seyircileri güldürdü.
2 saat boyunca sahnede kalan Öncel, söylediği şarkılarla müzikseverlere muhteşem bir gece yaşattı. Konserin sonunda kadın cinayetlerini konu alan ‘İmdat’ şarkısını seslendirdiğinde ise dakikalarca ayakta alkışlandı.

kayserimhaber.com
21.10.2021

Nazan Öncel... "İyi ki sokak kızı olmuşum"
Nazan Öncel: 13 yaşında sahneye çıktığımda tanınsaydım...
Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, “Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır” diye konuştu. ‘Seni Bugün Görmem Lazım’ şarkısıyla konseri başlatan Öncel, ‘Bir Hadise Var’, ‘Erkekler de Yanar’, ‘Bu Havada Gidilmez’ gibi sevilen parçalarını sevenleriyle birlikte söyledi.
"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de ‘sokak kızı’ olabilmişim” diyerek ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi. “İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye ‘uçuk kaçık’ dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu” şeklinde konuşan Nazan Öncel, eski ve yeni şarkılarını art arda söyledi.
"Kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum"
“Eski ve yeni eşimi beş gün arayla kaybedince evde kaldığımı düşünüyordum. 85 milyonluk bir ülkede bir alıcı çıkınca hemen yüzüğü takayım dedim. Şaka bir yana 1946 yılına ait imzası olan kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum” ifadelerini kullandı. İki saat boyunca sahnede kalan Öncel, söylediği şarkılarla müzikseverlere muhteşem bir gece yaşattı. Konserin sonunda kadın cinayetlerini konu alan ‘İmdat’ şarkısını seslendirdiğinde ise dakikalarca ayakta alkışlandı.

magazinkolik.com
21.10.2021

Nazan Öncel... "İyi ki sokak kızı olmuşum"
Paraf Kuruçeşme Açıkhava Konserleri serisinin finalini Türk pop müziğinin kült ismi Nazan Öncel yaptı.
Kuruçeşme'de Nazan Öncel finali
Poll Production organizasyonu ve Demirören Medya Grubu sponsorluğunda gerçekleşen Paraf Kuruçeşme Açıkhava Konserleri serisinin finalini Türk pop müziğinin kült ismi Nazan Öncel yaptı.
Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, “Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır” diye konuştu. ‘Seni Bugün Görmem Lazım’ şarkısıyla konseri başlatan Öncel, ‘Bir Hadise Var’, ‘Erkekler de Yanar’, ‘Bu Havada Gidilmez’ gibi sevilen parçalarını sevenleriyle birlikte söyledi.
"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de ‘sokak kızı’ olabilmişim” diyerek ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi.
“İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye ‘uçuk kaçık’ dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu” şeklinde konuşan Nazan Öncel, eski ve yeni şarkılarını art arda söyledi.
“Eski ve yeni eşimi beş gün arayla kaybedince evde kaldığımı düşünüyordum. 85 milyonluk bir ülkede bir alıcı çıkınca hemen yüzüğü takayım dedim. Şaka bir yana 1946 yılına ait imzası olan kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum” ifadelerini kullandı.
İki saat boyunca sahnede kalan Öncel, söylediği şarkılarla müzikseverlere muhteşem bir gece yaşattı. Konserin sonunda kadın cinayetlerini konu alan ‘İmdat’ şarkısını seslendirdiğinde ise dakikalarca ayakta alkışlandı.

gazetemag.com
21.10.2021

Finali Nazan Öncel yaptı
Poll Production organizasyonu ve Demirören Medya Grubu sponsorluğunda gerçekleşen Paraf Kuruçeşme Açıkhava Konserleri serisinin finalini önceki akşam Türk pop müziğinin kült ismi Nazan Öncel yaptı.
Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, “Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır” diye konuştu. ‘Seni Bugün Görmem Lazım’ şarkısıyla konseri başlatan Öncel, ‘Bir Hadise Var’, ‘Erkekler de Yanar’, ‘Bu Havada Gidilmez’ gibi sevilen parçalarını sevenleriyle birlikte söyledi.
"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de ‘sokak kızı’ olabilmişim” diyerek ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi.
“İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye ‘uçuk kaçık’ dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu” şeklinde konuşan Nazan Öncel, eski ve yeni şarkılarını art arda söyledi.
"Kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum"
“Eski ve yeni eşimi beş gün arayla kaybedince evde kaldığımı düşünüyordum. 85 milyonluk bir ülkede bir alıcı çıkınca hemen yüzüğü takayım dedim. Şaka bir yana 1946 yılına ait imzası olan kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum” ifadelerini kullandı.
İki saat boyunca sahnede kalan Öncel, söylediği şarkılarla müzikseverlere muhteşem bir gece yaşattı. Konserin sonunda kadın cinayetlerini konu alan ‘İmdat’ şarkısını seslendirdiğinde ise dakikalarca ayakta alkışlandı.

ulusalpress.com
21.10.2021

Kuruçeşme’de Nazan Öncel’li final
Konsere alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, “Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır” diye konuştu. ‘Seni Bugün Görmem Lazım’ şarkısıyla konseri başlatan Öncel, ‘Bir Hadise Var’, ‘Erkekler de Yanar’, ‘Bu Havada Gidilmez’ gibi sevilen parçalarını sevenleriyle birlikte söyledi.
"İyi ki sokak kızı olmuşum"
Konser esnasında seyirci ile sohbet eden Nazan Öncel “1969’da sahneye çıktığımda 13 yaşındaydım. Tanınan biri olsaydım ‘Küçük Nazan’ diyeceklerdi. Neyse ki direkten dönmüşüm de ‘sokak kızı’ olabilmişim” diyerek ‘Sokak Kızı’ şarkısını seslendirdi.
“İlk albümümü çıkardığımda kotla bot giyiyorum diye ‘uçuk kaçık’ dediler ama bu şarkıların tarih yazacağından haberleri yoktu” şeklinde konuşan Nazan Öncel, eski ve yeni şarkılarını art arda söyledi.
"Kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum"
“Eski ve yeni eşimi beş gün arayla kaybedince evde kaldığımı düşünüyordum. 85 milyonluk bir ülkede bir alıcı çıkınca hemen yüzüğü takayım dedim. Şaka bir yana 1946 yılına ait imzası olan kayınvalidemin 76 yıllık yüzüğünü takıyorum” ifadelerini kullandı.
İki saat boyunca sahnede kalan Öncel, söylediği şarkılarla müzikseverlere muhteşem bir gece yaşattı. Konserin sonunda kadın cinayetlerini konu alan ‘İmdat’ şarkısını seslendirdiğinde ise dakikalarca ayakta alkışlandı.

evrensel.net
15.09.2021

13. Uluslararası Hrant Dink Ödülleri sahiplerini buldu
Hrant Dink Ödülleri düzenlenen online törenle sahiplerini buldu. Maria Ressa ve Canan Arın'ın ödüllere layık görüldüğü törene; Pervin Chakar, Ezhel, Nazan Öncel gibi müziyenler eserleri ile katıldı.
On üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Hrant Dink Ödülleri töreni, Kovid-19 pandemisi nedeniyle çevrimiçi düzenleniyor. Saat 20.00'de başlayan törenin açılış konuşmasını Hrant Dink'in eşi Rakel Dink yaptı. Bu yılki ödüllere Filipinler'de basın özgürlüğü mücadelesi veren Gazeteci Maria Ressa ile kadın hakları cinsiyet eşitliği savunucusu Canan Arın layık görüldü.
Ödül sahiplerinin konuşmalarının yanı sıra ödül töreninde çok sayıda sanatçı müzik performansları ile yer aldı. Törende, Pervin Chakar, Ezhel, Vahagn Hayrapetyan, Gohar Hovhannisyan, Kamarama, Nazan Öncel, Ayta Sözeri, Ertan Tekin, Arto Tunçboyacıyan, Tmbata Kharberd Özel Gereksinimli Çocuklar Evi Etnik Müzik Grubu Tsakhruk, Yerevan Saxophone Quartet, Wood Winds Project yer aldı.
Ezhel'in geceye özel yaptığı Mayrig isimli şarkısı ilk kez törende yayımlandı.
Nazan Öncel'in kadına yönelik şiddeti eleştirdiği ve kadın mücadelesini konu aldığı şarkıları ise Iraz Akçam, Ayça Bildik, Banu Fotocan, Songül Öden, Gülçin Kültür Şahin, Zeynep Şengöz, Nesrin Uçarlar'ın özel anlatımlarıyla hayat buldu.
Pervin Chakar, Ertan Tekin, Ayta Sözeri bu geceye özgün müzik performanslarını icra etti. Arto Tunçboyacıyan #YakınKomşuErmenistan'dan her yaştan müzisyenlerle bir müzik şölenine imza attı.
Törenin sunuculuğunu Defne Kayalar (Türkçe) ve Esra Dermancıoğlu (İngilizce) üstlendi. Mahir Günşiray'ın da sesiyle destek verdiği ödül töreni, bu sene de 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’ndan sunuldu.


13.09.2021

Şarkılarım herkese şifa olsun
Nazan Öncel, Maximum Uniq Açıkhava'da sahne aldı. Öncel, kadına şiddete dikkat çekmek için hazırladığı 'İmdat' şarkısını gözyaşlarıyla ilk kez canlı olarak seslendirdi. Pandemi döneminde hazırladığı yeni albümünde yer alan şarkı, izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. Seyircilerle beraber hep bir ağızdan şarkılarını seslendiren usta sanatçı, "Ömrümü adadım bu şarkıları yazmak için. Gece uykularımda bile yazdım. Hepsi sizler için" dedi.


13.09.2021

Nazan Öncel şifası
Türk pop müziğine adını altın harflerle yazdırmış, yazdığı şarkılarla nice nesiller yetiştirmiş sanatçı Nazan Öncel, geçtiğimiz akşam Maximum Uniq Açıkhava'da sahne aldı. Konsere Gülşah Saraçoğlu imzalı elbisesiyle, alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, "Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır, bu akşam hep birlikte şifalanacağız" diye konuştu.


13.09.2021

Ağlatan şarkı
Nazan Öncel, Maximum Uniq Açıkhava'da sahne aldı. Sanatçı, kadına şiddete dikkat çekmek için hazırladığı 'İmdat' eserini ağlayarak seslendirdi. Fenomen parçalarını da söyleyen Öncel, "Bunları yazmak için ömrümü adadım. Gece uykularımda bile kaleme aldım. Hepsi sizler için" dedi.


13.09.2021

Nazan Öncel'den şifa seansı
Türk pop müziğinin ünlü ismi Nazan Öncel, önceki akşam Maximum Uniq Açıkhava'da sahne aldı. Konsere Gülşah Saraçoğlu imzalı elbisesiyle, alkışlar eşliğinde başlayan Öncel, "Çok duygulandım. İyi ki geldiniz, tekrar buluştuğumuz için çok mutluyum. Şarkılar şifacıdır, bu akşam hep birlikte şifalanacağız" diyerek hayranlarını selamladı.


13.09.2021

Bu şarkılar için ömrümü adadım
Türk pop müziğinin yaşayan efsanelerinden Nazan Öncel, uzun bir aradan sonra Maximum Uniq Açıkhava'da hayranlarıyla buluştu. Ünlü sanatçı konserine kadına şiddete tepki olarak yaptığı "İmdat" şarkısını gözyaşları içinde okuyarak başladı. İzleyenlere unutulmaz bir gece yaşatan Öncel, "ömrümü adadım bu şarkıları yazmak için. Gece uykularımda bile yazdım. Hepsi sizler için" dedi.

muhalif.com.tr
05.09.2021

Nazan Öncel, Ferhan Şensoy'un vasiyetini yerine getirerek, mezarına gizlice çiçek çizdi.
Türkiye'nin en önemli tiyatro sanatçılarından Ferhan Şensoy yaşamını yitirdi.
Türkiye, ustasına ağlarken, sanatçı Nazan Öncel Şensoy ile ilgili dikkat çeken bir paylaşımda bulundu.
Öncel, Şensoy'un mezarı başından bir video paylaşırken, Şensoy için bir metin yazdı. Öncel ayrıca, Şensoy'un vasiyetini de yerine getirerek, mezarına gizlice çiçek de çizdi.
Öncel, paylaştığı videoya şu notu düştü:
"Artık gittin diye bugün dünden daha az üzülmüyorum, hep üzgün olacağım. Nerede olduğun önemli değil, öyle de böyle de var olmaya devam be usta. Kalbimizdesin. Yazan Nazan Öncel, seslendiren Yağız Yılmaz. #FerhanŞensoy🙏👑👑👑❤️ #DeryaŞensoy ❤️#MüjganFerhanŞensoy ❤️ #DeryaBaykal ❤️"
Videoda şu duygu dolu ifadelere yer verildi:
"Şimdi koşa koşa Ferhangi Şeyler’e gitmek, onunla birlikte gülmek, onunla birlikte düşünmek, avuçlarım acıyıncaya kadar alkışlamak isterdim. Sanki günler geçmezmiş, zamanda asılıp kalmak mümkünmüş gibi… Orada bir yerde olduğunu bilmek güzeldi, varlığın yeterdi. İçimde kara bir delik açılmış da paldır küldür yuvarlanmış gibiyi; üzüntüsü derin, emaneti büyüktür. Bir gün gökyüzünde neşeli bir meyhanede buluşacağız ama o güne kadar bize düşen mezarcıdan çok gizli bir çiçek çizmektir mezar taşına..."
Vasiyeti
Ferhan Şensoy'un vasiyetinde mezar taşına gizlice çiçek çizimi vardı.
Şensoy'un vasiyetinden:
"hatay çay bahçesi kışlık bölümü
öyle gün ki kimse düşünmez ölümü
(...)
vasiyettir ağbiler
mezarcıdan çok gizli
çiçek çizin benim mezar taşıma"

odatv4.com
05.09.2021

Nazan Öncel, Ferhan Şensoy'un vasiyetini yerine getirerek, mezarına gizlice çiçek çizdi.
Türkiye'nin en önemli tiyatro sanatçılarından Ferhan Şensoy yaşamını yitirdi.
Türkiye, ustasına ağlarken, sanatçı Nazan Öncel Şensoy ile ilgili dikkat çeken bir paylaşımda bulundu.
Öncel, Şensoy'un mezarı başından bir video paylaşırken, Şensoy için bir metin yazdı. Öncel ayrıca, Şensoy'un vasiyetini de yerine getirerek, mezarına gizlice çiçek de çizdi.
Öncel, paylaştığı videoya şu notu düştü:
"Artık gittin diye bugün dünden daha az üzülmüyorum, hep üzgün olacağım. Nerede olduğun önemli değil, öyle de böyle de var olmaya devam be usta. Kalbimizdesin. Yazan Nazan Öncel, seslendiren Yağız Yılmaz. #FerhanŞensoy🙏👑👑👑❤️ #DeryaŞensoy ❤️#MüjganFerhanŞensoy ❤️ #DeryaBaykal ❤️"
Videoda şu duygu dolu ifadelere yer verildi:
"Şimdi koşa koşa Ferhangi Şeyler’e gitmek, onunla birlikte gülmek, onunla birlikte düşünmek, avuçlarım acıyıncaya kadar alkışlamak isterdim. Sanki günler geçmezmiş, zamanda asılıp kalmak mümkünmüş gibi… Orada bir yerde olduğunu bilmek güzeldi, varlığın yeterdi. İçimde kara bir delik açılmış da paldır küldür yuvarlanmış gibiyi; üzüntüsü derin, emaneti büyüktür. Bir gün gökyüzünde neşeli bir meyhanede buluşacağız ama o güne kadar bize düşen mezarcıdan çok gizli bir çiçek çizmektir mezar taşına..."
Vasiyeti
Ferhan Şensoy'un vasiyetinde mezar taşına gizlice çiçek çizimi vardı.
Şensoy'un vasiyetinden:
"hatay çay bahçesi kışlık bölümü
öyle gün ki kimse düşünmez ölümü
(...)
vasiyettir ağbiler
mezarcıdan çok gizli
çiçek çizin benim mezar taşıma"

haberglobal.com.tr
16.07.2021

Nazan Öncel bayram hazırlığına başladı! Kardeşine elbise dikti
Ünlü sanatçı Nazan Öncel, Kurban Bayramı hazırlıkları için kolları sıvadı. Öncel, kardeşine elbise dikerken çekilen anlarını "Bayram hazırlıkları. 53 yıllık emektar makinem" notuyla paylaştı.
65 yaşındaki sanatçı Nazan Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken Öncel, o anlarda çekilen videosunu Instagram hesabından takipçileriyle paylaştı.
Nazan Öncel, dikiş diktiği videoya, "Bayram hazırlıkları... 53 yıllık emektar makinem... Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da bu makine üzerinde yazmıştım..." notunu düştü. Takipçileri, ünlü sanatçının gönderisini beğeni ve yorum yağmuruna tuttu.
Sağlığım yerinde
Geçtiğimiz sene sanatçı Nazan Öncel'in koronavirüs testinin pozitif çıktığı yönünde iddialar ortaya atılmıştı. 65 yaşındaki şarkıcı, Instagram'dan "Yoğun bakımda" söylentilerini yalanlamıştı.
Öncel, konuyla ilgili, "Haberler asılsız olup, şahsımı ve sevenlerimi derinden üzmüştür. Çok şükür, sağlığım yerinde ve her duyarlı vatandaş gibi evimde kalarak önce kendime, sonra başkalarına karşı sorumluluğumu yerine getirmekteyim. Herkese sağlıklı ve tedbirli günler dilerim." ifadelerini kullanmıştı.

e-haber.org
15.07.2021

Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı
Daha önce verdiği bir röportajda dokuz yaşında dikiş dikmeyi öğrendiğini belirten Nazan Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken sanatçı o anlarda çekilen videosunu Instagram’da da paylaştı.
Öncel dikiş yaptığı videonun altına şu notu düştü:
“53 yıllık emektar makinem. Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. ‘Yarınsız Yarın’ı da burada yazmıştım.”

netyorum.net
15.07.2021

Nazan Öncel bayram elbisesi dikiyor
Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı. Sanatçı dikiş makinesi önünde çekilen videosunu sosyal medya hesabında “Bayram hazırlıkları. 53 yıllık emektar makinem” notuyla paylaştı.
Nazan Öncel bayram için kardeşine elbise dikiyor. Daha önce verdiği bir röportajda dokuz yaşında dikiş dikmeyi öğrendiğini belirten Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken sanatçı, o anlarda çekilen videosunu Instagram'da da paylaştı.
Ders de çalıştım şarkı da yazdım
Öncel dikiş yaptığı videonun altına şu notu düştü:
"53 yıllık emektar makinem. Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da burada yazmıştım.”

sozcu.com.tr
15.07.2021

Nazan Öncel’in bayram hazırlığı
Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı. Sanatçı dikiş makinesi önünde çekilen videosunu sosyal medya hesabında “Bayram hazırlıkları. 53 yıllık emektar makinem” notuyla paylaştı.
Nazan Öncel bayram için kardeşine elbise dikiyor. Daha önce verdiği bir röportajda dokuz yaşında dikiş dikmeyi öğrendiğini belirten Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken sanatçı, o anlarda çekilen videosunu Instagram'da da paylaştı.
Ders de çalıştım şarkı da yazdım
Öncel dikiş yaptığı videonun altına şu notu düştü:
"53 yıllık emektar makinem. Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da burada yazmıştım.”

aksam.com.tr
15.07.2021

Bayram hazırlığına başlayan Nazan Öncel kardeşine elbise dikti
Başarılı şarkıları ile herkesi kendine hayran bırakan Nazan Öncel, dikiş makinası önünde çekildiği videosunu paylaşarak bayram hazırlığına başladığını duyurdu. Ünlü sanatçı Nazan Öncel, paylaşımına 'Bayram hazırlıkları. 53 yıllık emektar makinem' notunu düştü.
Ünlü sanatçı Nazan Öncel, dikiş makinası başında çekildiği kareyi takipçileri ile paylaştı.
9 yaşından beri dikiş diktiğini verdiği bir röportajda açıklayan Öncel, kardeşine bayramlık elbise dikti.
Dikiş yaptığı videoyu takipçilerinin beğenisine sunan Öncel, şu notu düştü: "53 yıllık emektar makinem. Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da burada yazmıştım."

kamupersonel.org
15.07.2021

Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı
Daha önce verdiği bir röportajda dokuz yaşında dikiş dikmeyi öğrendiğini belirten Nazan Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken sanatçı o anlarda çekilen videosunu Instagram’da da paylaştı.
Öncel dikiş yaptığı videonun altına şu notu düştü:
“53 yıllık emektar makinem. Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. ‘Yarınsız Yarın’ı da burada yazmıştım.”

enbursa.com
15.07.2021

Nazan Öncel bayrama hazır
Nazan Öncel, bayram hazırlıklarına başladı. Kardeşine elbise dikerken çekilen anlarını Instagram'dan paylaşan Öncel, "53 yıllık emektar makinem... Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da bu makine üzerinde yazmıştım..." dedi
"Sokak Kızı" lakabıyla da anılan sanatçı Nazan Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken Öncel, o anlarda çekilen videosunu sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmedi.
Ders çalışmak için masa olarak kullanırdım
Nazan Öncel, dikiş diktiği videoya, "Bayram hazırlıkları... 53 yıllık emektar makinem... Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da bu makine üzerinde yazmıştım..." notunu düştü. Takipçileri, ünlü şarkıcının gönderisini beğeni ve yorum yağmuruna tuttu.
Sağlığım yerinde
Geçtiğimiz sene sanatçı Nazan Öncel'in koronavirüs testinin pozitif çıktığı yönünde iddialar ortaya atılmıştı. 65 yaşındaki şarkıcı, Instagram'dan "Yoğun bakımda" söylentilerini yalanlamıştı. Öncel, konuyla ilgili, "Haberler asılsız olup, şahsımı ve sevenlerimi derinden üzmüştür. Çok şükür, sağlığım yerinde ve her duyarlı vatandaş gibi evimde kalarak önce kendime, sonra başkalarına karşı sorumluluğumu yerine getirmekteyim. Herkese sağlıklı ve tedbirli günler dilerim." ifadelerini kullanmıştı.

sonhavadis.com
15.07.2021

Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı
Nazan Öncel bayram hazırlıkları için kolları sıvadı. Sanatçı, dikiş makinesi önünde çekilen videosunu sosyal medya hesabında “Bayram hazırlıkları. 53 yıllık emektar makinem” notuyla paylaştı.

milliyet.com.tr/cadde
14.07.2021

Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı
Nazan Öncel bayram hazırlıkları için kolları sıvadı. Sanatçı, dikiş makinesi önünde çekilen videosunu sosyal medya hesabında “Bayram hazırlıkları. 53 yıllık emektar makinem” notuyla paylaştı.
Daha önce verdiği bir röportajda dokuz yaşında dikiş dikmeyi öğrendiğini belirten Nazan Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken sanatçı o anlarda çekilen videosunu Instagram’da da paylaştı.
Ders de çalıştım şarkı da yazdım
Öncel dikiş yaptığı videonun altına şu notu düştü: “53 yıllık emektar makinem. Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. ‘Yarınsız Yarın’ı da burada yazmıştım.”

kralmuzik.com.tr
14.07.2021

Nazan Öncel'den bayram hazırlığı
Nazan Öncel, Instagram sayfasından paylaştığı video ile bayram hazırlıklarına başladığını duyurdu. Sanatçı dikiş makinesi önünde çekilen videosunu sosyal medya hesabında “Bayram hazırlıkları. 53 yıllık emektar makinem” notuyla paylaştı.
Daha önce verdiği bir röportajda 9 yaşında dikiş dikmeyi öğrendiğini belirten Nazan Öncel dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken sanatçı o anlarda çekilen videosunu Instagram’da da paylaştı. Öncel dikiş yaptığı videonun altına şu notu düştü: “53 yıllık emektar makinem. Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. ‘Yarınsız Yarın’ı da burada yazmıştım.”

ulak.news
14.07.2021

Nazan Öncel'in bayram hazırlığı
"Sokak Kızı" lakabıyla da anılan sanatçı Nazan Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken Öncel, o anlarda çekilen videosunu sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmedi.
Ders çalışmak için masa olarak kullanırdım
Nazan Öncel, dikiş diktiği videoya, "Bayram hazırlıkları... 53 yıllık emektar makinem... Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da bu makine üzerinde yazmıştım..." notunu düştü. Takipçileri, ünlü şarkıcının gönderisini beğeni ve yorum yağmuruna tuttu.
Sağlığım yerinde
Geçtiğimiz sene sanatçı Nazan Öncel'in koronavirüs testinin pozitif çıktığı yönünde iddialar ortaya atılmıştı. 65 yaşındaki şarkıcı, Instagram'dan "Yoğun bakımda" söylentilerini yalanlamıştı. Öncel, konuyla ilgili, "Haberler asılsız olup, şahsımı ve sevenlerimi derinden üzmüştür. Çok şükür, sağlığım yerinde ve her duyarlı vatandaş gibi evimde kalarak önce kendime, sonra başkalarına karşı sorumluluğumu yerine getirmekteyim. Herkese sağlıklı ve tedbirli günler dilerim." ifadelerini kullanmıştı.

ulusal24.com
14.07.2021

Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı
Daha önce verdiği bir röportajda dokuz yaşında dikiş dikmeyi öğrendiğini belirten Nazan Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken sanatçı o anlarda çekilen videosunu Instagram’da da paylaştı.
Öncel dikiş yaptığı videonun altına şu notu düştü:
“53 yıllık emektar makinem. Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. ‘Yarınsız Yarın’ı da burada yazmıştım.”

hurriyet.com.tr
14.07.2021

Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı
Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı. Sanatçı dikiş makinesi önünde çekilen videosunu sosyal medya hesabında “Bayram hazırlıkları. 53 yıllık emektar makinem” notuyla paylaştı.
Kardeşine elbise dikti
Daha önce verdiği bir röportajda 9 yaşında dikiş dikmeyi öğrendiğini belirten Nazan Öncel dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken sanatçı o anlarda çekilen videosunu Instagram’da da paylaştı.
Ders de çalıştım şarkı da yazdım
Öncel dikiş yaptığı videonun altına şu notu düştü: “53 yıllık emektar makinem. Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. ‘Yarınsız Yarın’ı da burada yazmıştım.”

milliyet.com.tr
14.07.2021

Nazan Öncel bayram hazırlıklarına başladı
Nazan Öncel, bayram hazırlıklarına başladı. Kardeşine elbise dikerken çekilen anlarını Instagram'dan paylaşan Öncel, "53 yıllık emektar makinem... Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da bu makine üzerinde yazmıştım..." dedi
"Sokak Kızı" lakabıyla da anılan sanatçı Nazan Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken Öncel, o anlarda çekilen videosunu sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmedi.
Ders çalışmak için masa olarak kullanırdım
Nazan Öncel, dikiş diktiği videoya, "Bayram hazırlıkları... 53 yıllık emektar makinem... Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da bu makine üzerinde yazmıştım..." notunu düştü. Takipçileri, ünlü şarkıcının gönderisini beğeni ve yorum yağmuruna tuttu.
Sağlığım yerinde
Geçtiğimiz sene sanatçı Nazan Öncel'in koronavirüs testinin pozitif çıktığı yönünde iddialar ortaya atılmıştı. 65 yaşındaki şarkıcı, Instagram'dan "Yoğun bakımda" söylentilerini yalanlamıştı. Öncel, konuyla ilgili, "Haberler asılsız olup, şahsımı ve sevenlerimi derinden üzmüştür. Çok şükür, sağlığım yerinde ve her duyarlı vatandaş gibi evimde kalarak önce kendime, sonra başkalarına karşı sorumluluğumu yerine getirmekteyim. Herkese sağlıklı ve tedbirli günler dilerim." ifadelerini kullanmıştı.

haberturk.com
14.07.2021

Nazan Öncel'in bayram hazırlığı
Nazan Öncel, bayram hazırlıklarına başladı. Kardeşine elbise dikerken çekilen anlarını Instagram'dan paylaşan Öncel, "53 yıllık emektar makinem... Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da bu makine üzerinde yazmıştım..." dedi
"Sokak Kızı" lakabıyla da anılan sanatçı Nazan Öncel, dikiş makinesinin başına geçti. Kardeşine bayramlık elbise diken Öncel, o anlarda çekilen videosunu sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmedi.
Ders çalışmak için masa olarak kullanırdım
Nazan Öncel, dikiş diktiği videoya, "Bayram hazırlıkları... 53 yıllık emektar makinem... Okul çağımda ders çalışmak için masa olarak kullanırdım, lazım olduğunda dikiş dikerdim. 'Yarınsız Yarın'ı da bu makine üzerinde yazmıştım..." notunu düştü. Takipçileri, ünlü şarkıcının gönderisini beğeni ve yorum yağmuruna tuttu.
Sağlığım yerinde
Geçtiğimiz sene sanatçı Nazan Öncel'in koronavirüs testinin pozitif çıktığı yönünde iddialar ortaya atılmıştı. 65 yaşındaki şarkıcı, Instagram'dan "Yoğun bakımda" söylentilerini yalanlamıştı. Öncel, konuyla ilgili, "Haberler asılsız olup, şahsımı ve sevenlerimi derinden üzmüştür. Çok şükür, sağlığım yerinde ve her duyarlı vatandaş gibi evimde kalarak önce kendime, sonra başkalarına karşı sorumluluğumu yerine getirmekteyim. Herkese sağlıklı ve tedbirli günler dilerim." ifadelerini kullanmıştı.

renklikadinlar.com
23.06.2021

Nazan Öncel’den Şimdi de Roman Geldi…

Everest Yayınları’ndan çıkan Yarınsız Yarın, şarkı sözlerinin ritminde çocukluktan yaşlılığa beraber büyümeyi, âşık olmayı, kaybetmeyi, kavuşmayı anlatıyor. Nazan Öncel, okurlarına sürprizlerle örülmüş bir okuma serüveni vaat ediyor.

Nazan Öncel kitabı şöyle anlatıyor;
Daha ne diyeyim ey okur
“Elinden kitap düşmeyen biri olarak, elime kalemi almakla ne kadar iyi yaptım bilemem. Senelerdir hikâyeler yazar, bir çekmeceye atardım, bunu bilen uzak yakın dostların beni masanın başına oturtmasıyla başlayan bir yolculuktur bu. Tanıkları olan sizlerden aldığım destekle yola koyulduk. Sözcüklerin yardımıyla, kurgunun izin verdiği oranda mizah gücüyle, edebi damarını hayatın ayağıma kadar getirdiklerinden alarak yazılmış olan Yarınsız Yarın okurla buluşturuluyor. Daha ne diyeyim ey okur!”
Kelimelere ihtiyaç duymak
“Bazen kelimelere ihtiyaç duymadan gelen şey mutluluktur, ama kalıcı olmadığını bilirsiniz. Zamanı durdurmak ne kadar mümkünse mutluluğu tutmak da ancak o kadar mümkündür. Tekrarına en çok ihtiyacımız olup da tutamadığımız şeydir zaman. Oysa sonsuza kadar mutlu yaşadılar klişesine bile göz yumabilirdim, fakat böyle bir şeye gücüm yetmezdi ve zaman paha biçilmezdi. Bazıları geçmişini susturmayı, bazıları geleceğini konuşturmayı hayal eder durur. Ne geçmiş susar ne de gelecek konuşur. Bazen bir yarın bir ömre değecek kadar değerli olur ve o tek bir güne her nefesinde minnet duyarsın.”

ekmekvegul.net
08.05.2021

Günün şarkısı: İmdat
Söz ve müziği Nazan Öncel’e ait olan İmdat, kolektif bir çalışmanın ürünü. Kadın cinayetlerine dikkat çeken şarkıya pek çok sanatçı katkı sundu. Biz de beğeninize sunuyoruz.
Sözleri, müziği Nazan Öncel’e, düzenlemesi Nazan Öncel ve Janti Hamit'e ait ‘İmdat’ kollektif bir çalışmanın da ürünü aynı zamanda. Kadın cinayetlerine dikkat çekmek için hazırlanmış olan şarkının anlamlı sözleri kadar görselliği de ilgi cezbediyor. Eserin tanıtımında Nazan Öncel, dayanışma için emek veren çok sayıda isme teşekkür ediyor. Nükhet Duru, Demet Evgar, Songül Öden, Deniz Çakır, Gaye Su Akyol, Tuba Ünsal, Sinan Kaynakçı, Orkun Tunç, Gülten Kaya, Tolga Akdoğan, Özlem Karakuş ve Mor Dayanışma bunlardan belli başlı isimler. Nazan Öncel’in 8 Mart’a özel hazırladığı şarkının görselinde, Münevver Karabulut, Ceren Özdemir, Özgecan Aslan, Pınar Gültekin ve Ece Çiçek başta olmak üzere katledilen kadınlar hatırlatılıyor.
“Yiyecekmiş gibi bakıyor/Kadını malı sanıyor/Gözü dönmüş kararmış/Soysuzun biri/Hep mi acı/Hep mi kara/Coğrafyanın/Kadın kaderi/Ben sevmem o itleri/Ve benzeri tipleri/İmdat korkuyorum anne/İmdat beni koruyanlar nerde/Benim adım kadındır/Çiçek senin babandır/Benim adım insandır/Yaşamak hakkımdır...”

posta.com.tr
04.04.2021

Nazan Öncel: Gençlere bir yarın borçlu olduğumuzu düşünerek, onlardan özür diliyorum!
Muhteşem bir kadın, gerçek bir kent ozanı... Nazan Öncel’den bahsediyorum. Bugüne kadar hep şarkı sözleriyle hayatımıza dokundu ama bu kez, Everest Yayınevi’nden çıkan ‘Yarınsız Yarın’ kitabı vesilesiyle kapısını çaldık. Yazdığı şarkılar, yaptığı bestelerle kalbimize taht kuran, Nazan Öncel ile hem bu yeni kitabını hem de çok çarpıcı sözleri olan İmdat adlı eseri hem de kadınları, erkek şiddetini ve hayatı konuştuk…
İyi ki şarkılar, besteler, sözler ve sosyal medya var! Yoksa sizi çok özleyeceğiz, Nazan Hanım nasılsınız? Hayat nasıl gidiyor?
İyi gidiyor, bende bir sıkıntı yok fakat yedi milyar insan bir Corona’yı haklayamadık ya ne desek az. Covid19'un ve 2020'nin sağlık çalışanlarının hakkını ödeyemeyeceğimiz bir süreç olarak tarihe not düştüğünü düşünüyor, doğanın da bir sabrı olduğunu anlıyor ve bu intikam biçimine saygı duyuyorum. Umutla, sabırla atlatmayı umuyorum. Fazlasında gözümüz yok.
Magazin renkli haberlei sever ben estetik yaptırmam, sevgili değiştirmem
Yeni kitabınız hayırlı ve okuru çok bol olsun…İyi ki böyle güzel bir esere imza attınız yoksa sizinle belki de röportaj yapmam mümkün olmayacaktı. Kitaba birazdan geleceğim ama önce size dair birkaç soru bulmuşken sormayı çok istiyorum… Hep işinizle gündemdeki yerinizi koruyorsunuz ama bir çok sanatçının aksine asla magazinel değilsiniz, asla sansasyonel hiç bir şeye isminiz karışmıyor, reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığıyla asla ilerlemiyorsunuz. Sizi ve sanatınızı bu kadar özel kılan şeylerden biri de belki bu. Peki popüler kültüre yenik düşmeyen ve kaliteyi esas alan Nazan Öncel’in duvarları nelerdir? Neden her şeyle bu kadar mesafeli? Ya da bize mi öyle geliyor?
Öyle kara duvarlar çekmiş değilim, kendi doğrularımın rutiniyle yaşıyorum. Aslında bizim mesleğimizin tabiatına aykırı bir durumdur bu ama magazin renkli haberleri sever, ben ise ne estetik yaptırırım, ne gece gezmelerim vardır, ileri geri konuşmam, sevgili değiştirmem, kötü alışkanlıklarım yok sadece işimi yaparım. Benim hayatım bu. Müziğe nasıl hizmet edebilirim var olanın üstüne bir taş daha nasıl koyabilirim derdinde olan biriyim. Birbirimizi anladığımızı sanıyorum.
Ortada gözükmüyor, televizyona çıkmıyor, çok röportaj vermiyorsunuz. Ama buna rağmen hep kalıcılığınızı korudunuz ve sadece eskiler değil, yeni jenerasyon da sizi biliyor ve eserlerinizi çok seviyor bunu nasıl başardınız ve başarıyorsunuz?
Karşılıklı olarak birbirinden memnun olma hali diyebilirim. Herhangi bir işi yapıyor olsaydım akşam beşte paydos ederdim, ama bizimki gibi üretime dayalı işleri yapan insanlar üretim duruncaya kadar çalışmayı sürdürür. Bunun bir sırrı varsa severek çalışmak olabilir.
Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz?
Yıllardır ertelediğim şeyleri yapma fırsatı yakalayınca bir kitap yazdım, ikincisini kafamda gezdirmeye başladım, bir de albüm bitirdim. Günde iki saat piyano çalışıyor, çömlekleri boyayarak geri dönüşüme kazandırıyor, hobilerime zaman ayırabiliyorum. Pandemiyi atlatalım, köy köy gezmeye devam edeyim diye bekliyorum.
Siz pandemi sürecini nasıl geçirdiniz diye sorsam…
Otuz senedir ev ve stüdyo hayatı yaşadığımdan kendimi ev hapsindeymiş gibi hissetmedim ama sakinliğimi koruyarak ekmeklere varıncaya tütsüleyerek, iç çamaşırlarından çoraplara kadar ütüleyerek, dişlerimi bile cifle temizleyerek, maske kıtlığında maske dikerek ederek geçirdim. Hijyen manyağı olduk, hâlâ aynı tempoyla devam. Öte yandan gününü evde geçirmek zorunda kalanlar için de üzülüyorum doğrusu ama böyle bir mecburiyet de var tabii. Rahmetli Huysuz Virjin olsaydı şu yaş mevzuna mutlaka bir cevap yapıştırırdı: "Pandemi dönemindeki kadar yaşım yüzüme hiç vurulmamıştı" derken biz de mimlenirdik diye düşünüyorum.
Covid 19 yüzünden sanatçılar duran konserler, festivaller nedeniyle isyan etti hatta bazıları “geçinemiyoruz” dediler… Sanat dünyası sizce süreçte ne kadar yara aldılar ve siz bu süreci nasıl atlattınız?
Hayatına kendi eliyle son veren yüz dokuz müzisyen olduğunu üzülerek öğrendik, umarım arkası gelmez. Esnafın da, asgari ücretle masaya üç öğün aş koymaya çalışan vatandaşın da durumu ortada. Bütün bunlar fazlasıyla sarsıcı. Biz de önce sağlık dedik frene bastık dolayısıyla.
İmdat vicdani bir şarkı, demokrasi duygusu, insani sorumlulkla yazıldı
Mart Dünya kadınlar Günü’nde yine farkındalık yarattınız. Sözleriyle, verdiği mesajla tüm kadınların sesi olan imdat için size bir kadın olarak teşekkür ediyorum. Sözleri çok sert! Sarsıcı ifadeler de var, lafı tam gediğine oturtan sözler de… “Benim adım kadındır çiçek senin babandır” gibi efsane bir sözün de geçtiği bu güzel çalışmanın öyküsünü sizden dinlesek?
Bilenler bilir, şarkıların hikâyelerini anlatmayı pek seven biri değilim. İmdat gibi şarkılar tamamen demokrasi duygusuyla insani sorumlulukla yazılan şarkılardır genelde. Özetle vicdani bir durum. Albüm şarkılarını yazdığım süreçte bir eksiklik hissiyle devam ederken İmdat’ı yazdığım zaman albüm tamamlanmış oldu. Sonrasında elini kalbine koyanlar gelsin dedim, sağ olsunlar aynı sorumlulukla hareket eden başkasının acısına bakmayı bilen, seyirci kalmayan oyuncu şarkıcı, müzisyenle videosunu çekerek farkındalık yaratmak ümidiyle yayınladık. Bir işe yararsa ne alâ.
Şiddet, cinsiyet değil insanlık meselesi, vicdan, merhamet meselesi
Sözleri tüylerimi diken diken etti. Çok etkilendim… Etek boyumuzla bizleri kodlayanlara en ala cevapları vermişsiniz… “İster çarşaf giyerim, ister etek! Namus benim kafamda başka yerde arama, mercimek kadar beyninle suları bulandırma” diye devam ediyor… Gerisini siz söyleyin isterseniz… Bu erkeklere bir isyan mıydı?
O erkeği de doğuran bir kadınken bu kadar ciddi bir konuyu cinsiyet üzerinden ele almak doğru olmaz. Bu cinsiyet meselesi değil insanlık meselesidir, vicdan meselesidir, merhamet meselesidir. Gözü dönmüş bir adamın öfkesi kontrolden çıkıyorsa, karısına kızına, anasına bacısına merhametini yitirmişse, yaşama hakkını elinden alıyorsa bu kişisel değil ortak algının meselesi olur, hukuk meselesi olur, adalet meselesi olur. Buna benim kadar erkek kardeşim de isyan ediyor, oğlum da. İnsan olup da öfkelenmeyen var mıdır bilemiyorum. Hepimizin derdinin ortak olduğunu düşünüyorum. Anlatabiliyor muyum?
Teknoloji gelişiyor, çağ ilerliyor ama insanlık nedense geriye gidiyor bu çağda halen devam eden kadın cinayetleri, şiddet! Sizce neden bitmiyor? Şarkınızda da belirttiğiniz gibi, coğrafyanın kadın kaderi mi şiddet sizce?
Pek çok neden var eğitimden yetiştirilme biçimine, sevgisizlikten psikolojik, ekonomik sorunlara kadar ama en önemli nedenlerin başında bu kadınlar namus uğruna işlenen namussuz cinayetlere kurban gidiyorlar. Adam karısının kafasına uykuda sıkıyor, hızını alamayıp on yerinden bıçaklayarak öldürüyor, beş aylık hamile karısını bilmem kaç yerinden bıçaklamak suretiyle katlederken karnında taşıdığı bebeği de öldürüyor. Böyle insanlığa sığmayan cinayetlerdir bunlar. Yazıklar olsun.
İster çarşaf giyerim ister etek. Namus benim kafamda, başka yerde arama
Bu konuda hep çok duyarlısınız, kimse daha bu konulara uyanmadan siz tavır almış, Demir Leblebi ile bu kapıları aralamıştınız. 90’larda kadına şiddet, çocuk tacizi gibi konuları işlediğinizde bazı tutucu medya organlarında topa tutulmuştunuz. Hatta hiç unutmam ‘TIR’ların altında kalmış gibiydim’ diyordunuz. Bugün herkes bu konuyu konuşuyor, değişen tek şey bu sanırım. Dünden bugüne baktığınızda şaşırıyor musunuz?
Evet, ama duyarlı olmanın da bedeli oluyor işte… Bu şarkıyı yazdım diye şu ana kadar beni daha dövmediler, ne zaman başlayacaklar diye merak ediyorum doğrusu. Konuşmak yetmez, önüne geçmek, şiddeti durdurmak gerekir. Ölüm kalım gibi, kadın cinayetleri gibi, çocuk istismarı gibi son derece önemli olan meseleler insanların gözünde normalleşmeye başladı ki, üzücü olan da budur.
Daha dün adamın biri üç kızına yıllarca tecavüz etmiş, sonuç ne dersen ‘üç gün yatıp çıkacak’ derim. Oysa ağır, caydırıcı cezalarla çözülmesi gerekir. Tam olarak can güvenliğinden emin olabilecekleri bir dünya isteyen bu kadınlar tünelin ucundaki ışığı görmek için büyük bir mücadele veriyorlar… Ve yine geçenlerde on sekizinde bir kızımız zalim bir koca tarafından dört yerinden bıçaklanarak öldürüldü.
Ece Çiçek gibi daha kaç çiçeğin solacak, bilemiyorum. Her gün yeni bir kadın cinayetine tanık oluyoruz, iki gün önce Sezen Ünlü. Kader olsa alın yazısı der susarsın ama kader değil ki acımasızca yapılan acımasız cinayetler bunlar. Yeni yıla girerken sosyal medyada ölen kadınlarının adının yazıldığı bir liste çarptı gözüme, dedim ki “bu kadınlar 2021'i göremeyecek.” içim sızladı ama yetmez. Artık ne gerekiyorsa yapılmalı.
Kendiyle meselesini çözmüş insan yoktur
Gelelim asıl konumuza, romanınız ‘Yarınsız Yarın’ nasıl güzel bir kitap ismi bu, o kadar derin, o kadar çok şey anlatıyor ki… Biraz kitaptan bahsedelim, okur bu kitabı eline alınca sizden neler bulacak?
Öncelikle şunun altını çizelim: Bu günlerde elimde İspanyol asıllı bir büyük yazar ve şair olan Jiménez'in Plateroİle Ben'i var. Düz yazıdaki şairane üslubu parmak ısırtacak nitelikte. Yazıyorum diyen herkesi kıskandıracak kadar muazzam. Bu dediğini o yüzden iltifat olarak kabul ediyorum. Soruna gelirsem, bu bir otobiyografi değil, başı sonu olan hikâyeler bütününden oluşan, kara edebiyat türü, distopik bir roman. İnsan zaman zaman kendini de öykülerinin içinde bulabiliyor, bu kaçınılmazdır diye düşünürüm. Bazen çocukluğu, bazen de derin izler bırakan bir hatırasını hikâyesine dâhil edebiliyor. Bunu şarkılarımda da yaparım, hikâyelerimde de ama bunları dile getirmem. O başka kitabın konusu…
On iki yaşınızda Kış Baba’yı yazmış, çocukluğunuzun yaz tatillerinde de türlü çeşit hikâyeler yazmış; şimdi de tıpkı şarkılarınızda olduğu gibi bu kitapta da kelimeleri ilmek ilmek özenle şahane işlemiş kurgulamışsınız…Ne kadardır yazıyordunuz, bu kitabı yazdırmaya iten neydi sizi?
Dediğin gibi taa Milattan beri yazıyoruz. Yazmak bizde huydur. Zamanında o kadar çok yazıyorum ediyorum demişim ki, şuursuzluğum beni ele vermiş. Böyle bir beklenti doğmuş. İşin aslı bir gün Bebek kahvede Everest Yayınları’nın sahibi Vedat Bayrak’a rastladım, o da beklenti olduğunu hatırlatınca yazmam gerektiğini, yazdıklarımı okurla buluşturmam gerektiğini anladım, oturdum paşa paşa yazdım. İki senemi aldı.
Sevgi içsel bir şeydir, duyguların karar vermesi şarttır
Kitaptan biraz spoiler verseniz, insanlar eline alınca neler bulacak hem kendinden hem sizden? Bize Umut’u anlatır mısınız, kimdir Umut ve Lale…
Umut’a gelince 2017 yazında babasını beş yaşındayken kaybeden bir çocukla tanışmıştım, bir bayram tatilinde dedesi ve anneannesiyle beraber bana taziyeye geldiklerinde üç gün beraber olduk ve arkadaşlığımız böyle başladı. Yalnızlığı, içine kapanıklığı, sessizliği çok dokunaklıydı, günlerce kendime gelemedim, bunu zihnimde gezdirirken yazmaya karar verdim. Roman kahramanı olan Umut ergenlik çağındaki bütün masumiyetini ondan almıştır. Yazı böyle bir eylem, elindeki kalem nereye giderse o karakter de o oluyor. Kurgu oturdukça karakter de kendini buluyor. Umut da herkes kadar zaafları, herkes kadar hataları olan biri. Hepimiz kadar iyi, hepimiz kadar kötü. Kusurlarıyla insan. Bir yere kadar duygudaşlık yeteneğine sahip ama acımasız tarafları da var. Biz çok matahız, çok mu şuyuz, çok mu buyuz mesela? Ne var ki bu anlamda Uğultulu Tepeler’in Heatcliff'inin eline kimse su dökemez. Bana (ben de dâhil olmak üzere)çok değil uzak veya yakın çevrenizden bir kişi gösterin ki kendisiyle olan meselesini tümüyle halletmiş olsun, tamamlanmış bir insan olsun deseniz şudur diyemem, öyle biri olsa peygamber olurdu. Var mı öyle biri? Mış gibi yapanlar ayrı... Umut Fuzuli de bir yanıyla bir sürü şeyi dert edinen, yeri geldiğinde yardım sever, merhametli biri de olsa neler yapabileceğini de görüyoruz… O da içimizden biri işte. Bu noktada şunun altını çizdim; sevgi içsel bir şeydir, duyguların karar vermesi şarttır. Karşındaki de senin hissettiğin gibi hissetmek zorunda değildir dedim. Bunun zorla mümkün olamayacağını anlaması lazımdı, anlattım.
Vicdan romanın temel konusu
Kırılma noktası neydi Umut’un?
Bazen durup beklemek gerekir, o süreç belki son dönemeçte aklını başına getirir insanın, bazen de getiremez. Umut'u da dut gibi silkelemek lazımdı, silkelendi. En kötü insanın bile içinde bir yerlerde bir 'iyi' vardır, bunu vicdan yoluyla hatırlattım ona. Merhamet ve vicdanla beraber pişmanlığın sonradan geldiğini anlattım okura. Esasen her ne kadar aşk başrolde olsa da vicdan romanın temel konusu. Her karakterin vicdanını bir kere de olsa sorguladığını veya vicdanın kendisini dürttüğünü de bir şekilde anlatıyorum.
Geçmiş, bir işe yaramaz ancak bugünün neşesinden çalar
“Bazıları geçmişini susturmayı, bazıları geleceğini konuşturmayı hayal eder durur. Diyorsunuz… Siz hangisisiniz?
Geleceğin bilinmez oluşu, sürprizlilerle dolu olması hayatı katlanabilir kılıyor, geçmiş ise hatıraları iki de bir yolunuza çıkartarak gözünüze sokuyor. Burada ağladık, şurada düşündük diyor. Ama her şeye rağmen insan daima ileriye bakmalıdır, geçmiş geçmiştir. Pek bir işe yaramaz, geçmiş ancak bugünün neşesinden çalar.
Romanda pek çok karakter ve dolayısıyla onların da hikâyeleri var. Bu hikâyeler yıllar içinde yazdıklarınız mı, nedir aslı?
Zamanında yazdığım öyküler bir kenarda durarak sırasını bekliyor. "Oğlum bu dosyalar sana emanet" diyerek onları ona teslim ettim... Oradan buradan yamamaya çalışmak romandaki hikâyelerin devamlılığını bozabilir, zararı dokunabilirdi. Bugün yoktan var edilen hikâyeler ve karakterler bunlar, yazarken aktı gitti.
“Bazen bir yarın bir ömre değecek kadar değerli olur ve o tek bir güne her nefesinde minnet duyarsın…”Ne doğru bir söz…Bunu biraz açar mısınız?
Evet, bugün veya yarın insanı son çıkışta yakalayarak düze çıkarabilir, o unutulmazdır. Hayatınızı değiştirendir, minnet duymayıp da ne yapacağız…
En kötü insanın bile içinde bir yerlerde bir 'iyi' vardır
Bu romanda Umut ve Lale 90’lardan gelen kahramanlar, siz bugün durduğunuz yerden 90’lara bakınca ne görüyorsunuz?
Umut sayesinde 90'lara dönüp bakmış oldum. Oradan bakınca Madımak'ı gördüm, Özal'ın Naim Süleymanoğlu'nu yurda getirerek vatandaş yapmasını gördüm, Papatyaları gördüm. Aynı dönemde Cem Karaca'ya vatanına dönmek için 'El etek öptü diyerek o güzelim şarkıları bir dakikada nasıl gömdüklerini üzülerek gördüm. Olacak O Kadar'dan, Bizimkiler'e... Ardında pek çok acı bırakan Kocaeli depremi; büyük kayıplar. Prenses Diana'nın ölümüne de, Kurt Kobain'in trajik gidişine de o dönemde tanık olduk. Körfez Savaşı ve dünyayı ayağa kaldıran Saddam... İnternet ve cep telefonlarıyla tanışmamızdan hemen önce kemerlerimize taktığımız Çağrı cihazları, kulaklarımızı dolduran walkmanlar, özel radyolar, özel televizyonlar, popüler müzik ve 32. Günden, Cumartesi Annelerine kadar pek çok şeyin tarihsel arka planıdır.
“İnsanın arkasında hiçbir pişmanlık bırakmadan yaşaması lazım. Mühim olan adam gibi onurunla yaşayıp gitmektir bu dünyadan, eğilip bükülmeden... “Referansın neyse o kadarsındır.” Yabancı gelmedi değil mi? Çünkü bu cümle sizin… Size ait beni derinden etkileyen bir cümleniz…Geldiğiniz noktada ne kadar hayattan mutlu, umutlusunuz?
İnsan yaşadıkça çok şey öğreniyor, öğrendiklerinin başında hoş görülü olmak, şikâyet etmemek, küçük şeylerden haz almak gibi şeyler geliyor. Ne kadar hafifleyebilirsem o kadar iyi. Memleket meselelerini bunun dışında tutarak söylüyorum, şöyle ki: Huzur alanımı genişletmeye çalışarak idare ediyorum.
Ezhel'i dikkatle takip ediyorum, darısı 'müzisyenim' diyen diğerlerinin başına
Sokak Kızı gibi bir efsaneyi hayatımıza soktunuz. “Sokarım Politikana” şarkısını yaptığınızda yıl 1999’du. Şimdi böyle şarkılar neden yapılamıyor sizce? İçinde bulunduğumuz siyasi konjektör mü yoksa insanların kaygıları mı?
Söyleyecek sözün varsa o kadar hesap yapamazsın, kendine karşı da bir dürüstlüğü vardır insanın, şuymuş buymuş bir yere kadardır. Diyeceksen dersin. Anlatabiliyor muyum? Öte yandan önde gelenler olmasa da alttan gelen bazı müzisyenler eskisi kadar suskun değiller. Artık sözlerini esirgemiyor, söylemek istediğini söylüyor diye düşünüyorum. Mesela Bandista, mesela Adamlar grubu, Ezhel, Ozbi gibi grupları dikkatle takip ediyorum. Darısı müzisyenim diyen diğerlerinin de başına. Esas mesele oto sansür. Dönüp dolaşıp vicdan meselesine geliyoruz. Bütün yollar oraya çıkıyor.
Yeni albüm çalışmanıza dair de bilgi verseniz de dinleyicilerinizi sevindirsek.
Böyle iri laflar etmeyi sevmem ama dinleyenler yıkılıyor diyor, umarım öyledir.
Sosyal medyayı sık değil ama yerinde kullanıyorsunuz, nasıl aranız bu mecralarla, oradaki dille?
Bir şikâyetim yok. Sanırım iyi gidiyoruz.
Son olarak çağdaş kadın Ozan’ımız olarak nitelendiriyorlar sizi. Peki kadın ozanımızdan ülkenin fotoğrafını çekmesini istesek bize ne anlatır, neler görüyor?
Dünyayı değiştirmeye çalışan bir avuç gençliğin çırpınışı karşısında acizliğimizi, mahcubiyetimizi görerek üzülüyorum. Gençlere bir yarın borçlu olduğumuzu düşünerek onlardan özür diliyorum.
Alev Gürsoy Cimin

kulturservisi.com
18.03.2021

Nazan Öncel’den kadın cinayetlerine dikkat çeken şarkı: ‘İmdat’
Ses sanatçısı, söz yazarı ve besteci Nazan Öncel, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete dikkat çeken “İmdat” adlı bir şarkı besteledi.
Söz ve müziği Nazan Öncel’e, düzenlemesi Öncel ve Janti Hamit’e ait olan şarkı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sanatçının YouTube hesabından yayımlandı.
“İmdat”ın klibinde Nükhet Duru, Gaye Su Akyol, Demet Evgar, Songül Öden gibi sanatçılar rol aldı. Şarkının açıklama kısmında, “Bu anlamlı dayanışma için Nükhet Duru, Demet Evgar, Songül Öden, Deniz Çakır, Gaye Su Akyol, Tuba Ünsal, Sinan Kaynakçı, Orkun Tunç, Gülten Kaya, Tolga Akdoğan, Özlem Karakuş ve Mor Dayanışma’ya teşekkür ederiz” denildi.
Öldürülen kadınların isimlerini hatırlatan Öncel, klibin altına şu notu düştü:
“Münevver Karabulut’u hatırladınız mı, Ceren Özdemir’i, Özgecan Aslan’ı, Pınar Gültekin’i, Değer Deniz’i, Emine Bulut’u, Aylin Sözer’i, Vesile Dönmez’i, Selda Taş’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Betül Tuğluk’u, Aleyna Yurtkölesi’ini Feyzanur Saydam’ı, Duygu Delen’i, Melek Ayaz’ı, Gizem Filiz’i, Alev Seçer’i, Gülüstan Doku’yu, Zeynep Şenpınar’ı, Gamze Kaçar Bozkurt’u, Hanım Pınarlı’yı, Fatma K’yı, Fatma Altınmakas’ı, Ceren Yıldız’ı, hatırladınız mı? Ceylan Aslan’ı, Selma Tetik’, Gönül Özcan’ı, Ayşegül Aktürk’ü, Halime Şenal’ı, Dursiye Sağlam’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Bahar Özcan’ı, Duygu Deren’i, Aslıhan Kılıç’ı, Tuğba Erkol’u, Zahide Oğuz’u, Şeyme Yıldız’ı, Gülay Uygun’u, Pınar Baykan’ı, Döndü Şengül’ü, Merve Aslan’ı, Tuğba Anlak’ı, Neslihan Yılmaz’ı hatırladınız mı’? Hatırladınız mı Ece Çiçek’i? Daha kaç çiçek solacak diye nicelerini hatırladınız mı? Diyeceklerim bu kadar.”

sanatlayasam.net
12.03.2021

Nazan Öncel’den kadın cinayetlerine dikkat çeken şarkı: ‘İmdat’
Ses sanatçısı, söz yazarı ve besteci Nazan Öncel, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete dikkat çeken “İmdat” adlı bir şarkı besteledi.
Söz ve müziği Nazan Öncel’e, düzenlemesi Öncel ve Janti Hamit’e ait olan şarkı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sanatçının YouTube hesabından yayımlandı.
“İmdat”ın klibinde Nükhet Duru, Gaye Su Akyol, Demet Evgar, Songül Öden gibi sanatçılar rol aldı. Şarkının açıklama kısmında, “Bu anlamlı dayanışma için Nükhet Duru, Demet Evgar, Songül Öden, Deniz Çakır, Gaye Su Akyol, Tuba Ünsal, Sinan Kaynakçı, Orkun Tunç, Gülten Kaya, Tolga Akdoğan, Özlem Karakuş ve Mor Dayanışma’ya teşekkür ederiz” denildi.
Öldürülen kadınların isimlerini hatırlatan Öncel, klibin altına şu notu düştü:
“Münevver Karabulut’u hatırladınız mı, Ceren Özdemir’i, Özgecan Aslan’ı, Pınar Gültekin’i, Değer Deniz’i, Emine Bulut’u, Aylin Sözer’i, Vesile Dönmez’i, Selda Taş’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Betül Tuğluk’u, Aleyna Yurtkölesi’ini Feyzanur Saydam’ı, Duygu Delen’i, Melek Ayaz’ı, Gizem Filiz’i, Alev Seçer’i, Gülüstan Doku’yu, Zeynep Şenpınar’ı, Gamze Kaçar Bozkurt’u, Hanım Pınarlı’yı, Fatma K’yı, Fatma Altınmakas’ı, Ceren Yıldız’ı, hatırladınız mı? Ceylan Aslan’ı, Selma Tetik’, Gönül Özcan’ı, Ayşegül Aktürk’ü, Halime Şenal’ı, Dursiye Sağlam’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Bahar Özcan’ı, Duygu Deren’i, Aslıhan Kılıç’ı, Tuğba Erkol’u, Zahide Oğuz’u, Şeyme Yıldız’ı, Gülay Uygun’u, Pınar Baykan’ı, Döndü Şengül’ü, Merve Aslan’ı, Tuğba Anlak’ı, Neslihan Yılmaz’ı hatırladınız mı’? Hatırladınız mı Ece Çiçek’i? Daha kaç çiçek solacak diye nicelerini hatırladınız mı? Diyeceklerim bu kadar.”

halktv.com.tr
12.03.2021

Nazan Öncel'den 'İmdat' şarkısı: Yatıyor ama çıkıyor, kadın düşmanı bunlar
Müzisyen, söz yazarı ve besteci Nazan Öncel, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete dikkat çeken “İmdat” adlı bir şarkı besteledi. Çekilen klipte Gaye Su Akyol, Demet Evgar, Songül Öden gibi isimler de yer aldı.
Söz ve müziği Nazan Öncel’e, düzenlemesi Öncel ve Janti Hamit’e ait olan şarkı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sanatçının YouTube hesabından yayınlandı.
“İmdat”ın klibinde Nükhet Duru, Gaye Su Akyol, Demet Evgar, Songül Öden gibi sanatçılar rol aldı. Şarkının açıklama kısmında, “Bu anlamlı dayanışma için Nükhet Duru, Demet Evgar, Songül Öden, Deniz Çakır, Gaye Su Akyol, Tuba Ünsal, Sinan Kaynakçı, Orkun Tunç, Gülten Kaya, Tolga Akdoğan, Özlem Karakuş ve Mor Dayanışma’ya teşekkür ederiz” denildi.
Öldürülen kadınların isimlerini hatırlatan Öncel, klibin altına şu notu düştü:
“Münevver Karabulut’u hatırladınız mı, Ceren Özdemir’i, Özgecan Aslan’ı, Pınar Gültekin’i, Değer Deniz’i, Emine Bulut’u, Aylin Sözer’i, Vesile Dönmez’i, Selda Taş’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Betül Tuğluk’u, Aleyna Yurtkölesi’ini Feyzanur Saydam’ı, Duygu Delen’i, Melek Ayaz’ı, Gizem Filiz’i, Alev Seçer’i, Gülüstan Doku’yu, Zeynep Şenpınar’ı, Gamze Kaçar Bozkurt’u, Hanım Pınarlı’yı, Fatma K’yı, Fatma Altınmakas’ı, Ceren Yıldız’ı, hatırladınız mı? Ceylan Aslan’ı, Selma Tetik’, Gönül Özcan’ı, Ayşegül Aktürk’ü, Halime Şenal’ı, Dursiye Sağlam’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Bahar Özcan’ı, Duygu Deren’i, Aslıhan Kılıç’ı, Tuğba Erkol’u, Zahide Oğuz’u, Şeyme Yıldız’ı, Gülay Uygun’u, Pınar Baykan’ı, Döndü Şengül’ü, Merve Aslan’ı, Tuğba Anlak’ı, Neslihan Yılmaz’ı hatırladınız mı’? Hatırladınız mı Ece Çiçek’i? Daha kaç çiçek solacak diye nicelerini hatırladınız mı? Diyeceklerim bu kadar.”

cumhuriyet.com.tr
12.03.2021

Nazan Öncel'den 'İmdat' şarkısı: Yatıyor ama çıkıyor, kadın düşmanı bunlar
Müzisyen, söz yazarı ve besteci Nazan Öncel, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete dikkat çeken “İmdat” adlı bir şarkı besteledi. Çekilen klipte Gaye Su Akyol, Demet Evgar, Songül Öden gibi isimler de yer aldı.
Söz ve müziği Nazan Öncel’e, düzenlemesi Öncel ve Janti Hamit’e ait olan şarkı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sanatçının YouTube hesabından yayınlandı.
“İmdat”ın klibinde Nükhet Duru, Gaye Su Akyol, Demet Evgar, Songül Öden gibi sanatçılar rol aldı. Şarkının açıklama kısmında, “Bu anlamlı dayanışma için Nükhet Duru, Demet Evgar, Songül Öden, Deniz Çakır, Gaye Su Akyol, Tuba Ünsal, Sinan Kaynakçı, Orkun Tunç, Gülten Kaya, Tolga Akdoğan, Özlem Karakuş ve Mor Dayanışma’ya teşekkür ederiz” denildi.
Öldürülen kadınların isimlerini hatırlatan Öncel, klibin altına şu notu düştü:
“Münevver Karabulut’u hatırladınız mı, Ceren Özdemir’i, Özgecan Aslan’ı, Pınar Gültekin’i, Değer Deniz’i, Emine Bulut’u, Aylin Sözer’i, Vesile Dönmez’i, Selda Taş’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Betül Tuğluk’u, Aleyna Yurtkölesi’ini Feyzanur Saydam’ı, Duygu Delen’i, Melek Ayaz’ı, Gizem Filiz’i, Alev Seçer’i, Gülüstan Doku’yu, Zeynep Şenpınar’ı, Gamze Kaçar Bozkurt’u, Hanım Pınarlı’yı, Fatma K’yı, Fatma Altınmakas’ı, Ceren Yıldız’ı, hatırladınız mı? Ceylan Aslan’ı, Selma Tetik’, Gönül Özcan’ı, Ayşegül Aktürk’ü, Halime Şenal’ı, Dursiye Sağlam’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Bahar Özcan’ı, Duygu Deren’i, Aslıhan Kılıç’ı, Tuğba Erkol’u, Zahide Oğuz’u, Şeyme Yıldız’ı, Gülay Uygun’u, Pınar Baykan’ı, Döndü Şengül’ü, Merve Aslan’ı, Tuğba Anlak’ı, Neslihan Yılmaz’ı hatırladınız mı’? Hatırladınız mı Ece Çiçek’i? Daha kaç çiçek solacak diye nicelerini hatırladınız mı? Diyeceklerim bu kadar.”

t24.com.tr
11.03.2021

Nazan Öncel'den 'İmdat' şarkısı: Yatıyor ama çıkıyor, kadın düşmanı bunlar
Öncel, öldürülen kadınları isimlerini hatırlattı
Sanatçı Nazan Öncel, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bir şarkı yayınladı. "İmdat" adıyla yayınladığı şarkıya bir de klip çeken Öncel, "Daha kaç çiçek solacak diye nicelerini hatırladınız mı" diye sordu.
Nazan Öncel, 8 Mart'ta "İmdat" isimli bir şarkı yayınladı. Klibinde Demet Evgar, Gaye Su Akyol, Nükhet Duru gibi isimlerin yer aldığı şarkıyı Öncel, "Bu anlamlı dayanışma için Nükhet Duru, Demet Evgar, Songül Öden, Deniz Çakır, Gaye Su Akyol, Tuba Ünsal, Sinan Kaynakçı, Orkun Tunç, Gülten Kaya, Tolga Akdoğan, Özlem Karakuş ve Mor Dayanışma'ya teşekkür ederiz" notuyla paylaştı.
Öldürülen kadınların isimlerini hatırlatan Öncel, şarkıya bir de şu notları düştü:
"Münevver Karabulut’u hatırladınız mı, Ceren Özdemir’i, Özgecan Aslan’ı, Pınar Gültekin’i, Değer Deniz’i, Emine Bulut’u, Aylin Sözer’i, Vesile Dönmez’i, Selda Taş’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Betül Tuğluk’u, Aleyna Yurtkölesi’ini Feyzanur Saydam’ı, Duygu Delen’i, Melek Ayaz’ı, Gizem Filiz’i, Alev Seçer’i, Gülüstan Doku’yu, Zeynep Şenpınar’ı, Gamze Kaçar Bozkurt’u, Hanım Pınarlı’yı, Fatma K’yı, Fatma Altınmakas’ı, Ceren Yıldız’ı, hatırladınız mı? Ceylan Aslan’ı, Selma Tetik’, Gönül Özcan’ı, Ayşegül Aktürk’ü, Halime Şenal’ı, Dursiye Sağlam’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Bahar Özcan’ı, Duygu Deren’i, Aslıhan Kılıç’ı, Tuğba Erkol’u, Zahide Oğuz’u, Şeyme Yıldız’ı, Gülay Uygun’u, Pınar Baykan’ı, Döndü Şengül’ü, Merve Aslan’ı, Tuğba Anlak’ı, Neslihan Yılmaz’ı hatırladınız mı’? Hatırladınız mı Ece Çiçek’i? Daha kaç çiçek solacak diye nicelerini hatırladınız mı? Diyeceklerim bu kadar."

magazinkolik.com
11.03.2021

Nazan Öncel, Öldürülen tüm kadınlar için söyledi
Sanatçı Nazan Öncel, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bir şarkı yayınladı. "İmdat" adıyla yayınladığı şarkıya bir de klip çeken Öncel, "Daha kaç çiçek solacak diye nicelerini hatırladınız mı" diye sordu.
Nazan Öncel, 8 Mart'ta "İmdat" isimli bir şarkı yayınladı. Klibinde Demet Evgar, Gaye Su Akyol, Nükhet Duru gibi isimlerin yer aldığı şarkıyı Öncel, "Bu anlamlı dayanışma için Nükhet Duru, Demet Evgar, Songül Öden, Deniz Çakır, Gaye Su Akyol, Tuba Ünsal, Sinan Kaynakçı, Orkun Tunç, Gülten Kaya, Tolga Akdoğan, Özlem Karakuş ve Mor Dayanışma'ya teşekkür ederiz" notuyla paylaştı.
Toplumu rahatsız eden her meseleyi ciddi olarak dert edinerek geçmişten günümüze kaleme alan Nazan Öncel konuyla ilgili hissettiklerini şöyle dile getirdi.
"Ülkemizde her gün üç kadın öldürülüyor. Cinayete kurban giden kadınlar kocası, babası, kardeşi, sevgilisi, eski sevgilisi ve hiç tanımadığı erkek tarafından katledilirken en çok namus cinayeti diye işlenen bu namussuz cinayetler için insan olmanın sorumluluğuyla ve demokrasi duygusuyla harekete geçtik; amasız, fakatsız yazdığım şarkı dürüst ve açık sözlüdür.
Benimle birlikte olan vicdan sahibi bu sanatçı dostlara minnettarım.
Bir gram işe yarasa akşam rahat uyuruz diye düşünüyorum fakat bu son derece hassas ve önemli olan meseleye adaletin el atması ümidindeyim. "
Öldürülen kadınların isimlerini hatırlatan Öncel, şarkıya bir de şu notları düştü:
"Münevver Karabulut’u hatırladınız mı, Ceren Özdemir’i, Özgecan Aslan’ı, Pınar Gültekin’i, Değer Deniz’i, Emine Bulut’u, Aylin Sözer’i, Vesile Dönmez’i, Selda Taş’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Betül Tuğluk’u, Aleyna Yurtkölesi’ini Feyzanur Saydam’ı, Duygu Delen’i, Melek Ayaz’ı, Gizem Filiz’i, Alev Seçer’i, Gülüstan Doku’yu, Zeynep Şenpınar’ı, Gamze Kaçar Bozkurt’u, Hanım Pınarlı’yı, Fatma K’yı, Fatma Altınmakas’ı, Ceren Yıldız’ı, hatırladınız mı? Ceylan Aslan’ı, Selma Tetik’, Gönül Özcan’ı, Ayşegül Aktürk’ü, Halime Şenal’ı, Dursiye Sağlam’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Bahar Özcan’ı, Duygu Deren’i, Aslıhan Kılıç’ı, Tuğba Erkol’u, Zahide Oğuz’u, Şeyme Yıldız’ı, Gülay Uygun’u, Pınar Baykan’ı, Döndü Şengül’ü, Merve Aslan’ı, Tuğba Anlak’ı, Neslihan Yılmaz’ı hatırladınız mı’? Hatırladınız mı Ece Çiçek’i? Daha kaç çiçek solacak diye nicelerini hatırladınız mı? Diyeceklerim bu kadar."

evrensel.net
11.03.2021

Nazan Öncel, 'İmdat' şarkısıyla kadın cinayetlerine dikkat çekti
Sanatçı Nazan Öncel, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde YouTube hesabından yayımladığı "İmdat" şarkısıyla kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete dikkat çekti.
Söz ve müziği Nazan Öncel'e, düzenlemesi Öncel ve Janti Hamit'e ait şarkının klibinde ünlü isimler de yer aldı.
Öncel, videonun açıklama kısmında "Bu anlamlı dayanışma için Nükhet Duru, Demet Evgar, Songül Öden, Deniz Çakır, Gaye Su Akyol, Tuba Ünsal, Sinan Kaynakçı, Orkun Tunç, Gülten Kaya, Tolga Akdoğan, Özlem Karakuş ve Mor Dayanışma'ya teşekkür ederiz" dedi.
Öldürülen kadınların isimlerini hatırlatan Öncel, klibin altına "Münevver Karabulut’u hatırladınız mı, Ceren Özdemir’i, Özgecan Aslan’ı, Pınar Gültekin’i, Değer Deniz’i, Emine Bulut’u, Aylin Sözer’i, Vesile Dönmez’i, Selda Taş’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Betül Tuğluk’u, Aleyna Yurtkölesi’ini Feyzanur Saydam’ı, Duygu Delen’i, Melek Ayaz’ı, Gizem Filiz’i, Alev Seçer’i, Gülüstan Doku’yu, Zeynep Şenpınar’ı, Gamze Kaçar Bozkurt’u, Hanım Pınarlı’yı, Fatma K’yı, Fatma Altınmakas’ı, Ceren Yıldız’ı, hatırladınız mı? Ceylan Aslan’ı, Selma Tetik’, Gönül Özcan’ı, Ayşegül Aktürk’ü, Halime Şenal’ı, Dursiye Sağlam’ı, Gülseren Yılmaz’ı, Bahar Özcan’ı, Duygu Deren’i, Aslıhan Kılıç’ı, Tuğba Erkol’u, Zahide Oğuz’u, Şeyme Yıldız’ı, Gülay Uygun’u, Pınar Baykan’ı, Döndü Şengül’ü, Merve Aslan’ı, Tuğba Anlak’ı, Neslihan Yılmaz’ı hatırladınız mı’? Hatırladınız mı Ece Çiçek’i? Daha kaç çiçek solacak diye nicelerini hatırladınız mı? Diyeceklerim bu kadar" notunu düştü.

tukenmezhaber.com
11.03.2021

Nazan Öncel, 'İmdat' şarkısıyla kadın cinayetlerine dikkat çekti
Sanatçı Nazan Öncel, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde YouTube hesabından yayımladığı "İmdat" şarkısıyla kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete dikkat çekti.
Söz ve müziği Nazan Öncel'e, düzenlemesi Öncel ve Janti Hamit'e ait şarkının klibinde ünlü isimler de yer aldı.
Öncel, videonun açıklama kısmında "Bu anlamlı dayanışma için Nükhet Duru, Demet Evgar, Songül Öden, Deniz Çakır, Gaye Su Akyol, Tuba Ünsal, Sinan Kaynakçı, Orkun Tunç, Gülten Kaya, Tolga Akdoğan, Özlem Karakuş ve Mor Dayanışma'ya teşekkür ederiz" dedi.

Birgün Gazetesi
09.03.2021

Orhan Kemal durağı olsun
Yazar Orhan Kemal'in isminin evinin bulunduğu Cibali'deki tramvay durağına verilmesi için kampanya düzenlendi. Evinin de kütüphane yapılması öneriliyor.

kucuksaat.com
04.03.2021

Sanatçı Nazan Öncel, Ekrem İmamoğlu’na Orhan Kemal için seslendi
“Geceler kara tren, gitme kal bu şehirde, dillere düşeceğiz, gidelim buralardan” gibi onlarca şarkısıyla müzik ve sanat dünyasının saygın ismi olan Nazan Öncel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na sosyal medyadan seslenerek, Orhan Kemal isminin yaşatılmasını istedi.
Nazan Öncel, sosyal medya hesabından;
“Orhan Kemal’in 50. Yılı için Fatih / Cibali’de uzun yıllar oturduğu evin önündeki tramvay durağına 'Cibali Orhan Kemal' adının verilmesi ve evinin müzeye dönüştürülmesi talebimiz beklentide... Halkın sanatçısı Orhan Kemal’e saygı, sevgi ve ivedilikle” ifadelerine yer verdi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, saygın bir sanatçı olan Nazan Öncel’in istemine ne cevap vereceği merakla bekleniyor.

gzone.com.tr
24.02.2021

Mert Bell yazdı: Zamana yenilmeyen albümler
Nazan Öncel 90’lı yılların hemen başından itibaren alev almaya başlayan diskografisinde, pek az sanatçıya nasip olabilecek bir şeyi deneyimledi: 95 yılında çıkardığı “Göç”ten itibaren tam 4 albüm boyunca kariyer zirvesi yaşadı.
Tamam, “Göç” belki çıktığı senelerden çok sonra kült albüm mertebesine ulaştı ama “Sokak Kızı”, “Demir Leblebi” ve “Yan Yana Fotoğraf Çektirelim” gibi birbirinden çok farklı yerlere dokunan 4 albümüyle pop müziğin gidişatına damga vurdu Öncel.
Gelelim, yazının konusu olan “Demir Leblebi”ye. Tüm söz ve müziklerin alışık olduğumuz şekilde Öncel’e ait olduğu albümün sanatçının kariyerinin en karanlık ve yoğun işi olduğunu söylemek abartı olmaz. Diğer şarkılara kıyasla daha radyo dostu duran ve belki de sırf bu nedenle aranjör İskender Paydaş’a teslim edilmiş iki şarkı “Beni Söyletme” ve “Aşıklar Parkı” bile mutlu değiller örneğin. (“Mutlu son yoktur ne de mutlu aşk” diyor zaten açılışı yapan “Beni Söyletme”.)
Ama mutlu olmak ve etmek gibi bir derdi yok Öncel’in bu kez. “Sokak Kızı”ndaki isyan bayrağını çekmiş kızın hikâyesinin evvelini anlatıyor. Ve bu hikâye derinleştikçe derinleşiyor, koyulaşıyor ve finalde her kalbin kaldıramayacağı isim şarkısı ile nakavt ediveriyor.
Albümün düzenlemelerinin büyük çoğunluğunu yapan Hamit Ündaş ve Nazan Öncel’in müzikal paletinde ise önceki albümlerine tezat bir çok renklilik hakim. “Zor Dünya”nın trip-hop’ından “Sokarım Politikana”nın blues-rock’ına, “Kız Bebek”in akustik popundan “Kunduram Sandukam Zembilim”in türkü motiflerine kadar ağzına kadar dopdolu, zengin bir evren yaratmışlar dinleyici için.
Albümü baştan sona dinlerken bu çeşitliliğin hiç yormaması, her şarkıdaki enstrüman ve aranje tercihinin o bestenin ruhuna ve Öncel’in günlüğünden koparılmış sayfalar hissi yaratan sözleriyle yakaladığı organik uyumla ilgili diye düşünüyorum.
Bu albümün hayran olduğum bir diğer yönü ise özellikle ikinci yarıdaki şarkıların sözleri ne kadar boğucu ve rahatsız edici olursa olsun, melodi ve aranjelerinin yumuşak, tatlı ve hatta yer yer aydınlık tutulmuş olması. Örneğin; Öncel’in nankör sevgilisine küfrettiği “Kötülere Bi’şey Olmaz”ı neşeli bir Erkin Koray şarkısı dinliyormuş gibi gerdan kırarak dinleyebilirsiniz. Babasının kendisini çocukken taciz ettiğini anlatan (“Annesinin sütü, babasının çükü, bu çocuk senin kızındı anne”) “Demirden Leblebi”nin neredeyse bir dans şarkısı olarak sunulması, yine babasına olan öfkesini kustuğu feminist marş olabilecek “Kız Bebek”in tatlı meltem etkisi yaratan bir Akdeniz şarkısı olarak kurgulanması dahice tercihler.
Yine de tüm bunlar, albüme hakim minimal çizgiden en uzak şarkılardan “Kunduram Sandukam Zembilim”in nice anadolu türküsünden beter içinize çökmesinin (“Bir özgürlük çayına hasret mi öleceğiz?”) ya da Aksu’nun “Tutuklu”suna Öncel’in karşılığı sayılabilecek “Bu Havada Gidilmez”in kalbinizi ilk dinlemede kırabilmesinin önemini azaltmıyor.
Favori şarkılarım ise oğluyla tartıştıktan sonra kaleme aldığını öğrenip daha da çok sevdiğim “Hızlı Yaşarken” ve albümün çıktığı yıl hakkında çokça konuşulan “Sokarım Politikana”. “Hızlı Yaşarken”, albümde Öncel’in vokalinin en rahat olduğu şarkılardan biri ve muhteşem “Onu nasıl becerdiğini anlatma, bundan bana ne” dizeleri ile bana kahkaha attırmışken neredeyse erotik bir tonla yorumladığı “Sokarım Politika”nın siyasetle değil de aslında insan ilişkileri ile alakadar olması pek rahatlatıcıdır.
En küçük ve pek şahane detayları ile bile (eşsiz kartonet tasarımı başlı başına bir olaydır) Öncel’in bizzat ilgilendiği “Demir Leblebi” sanatçının kariyerinin en karanlık işi ama bir o kadar da karşı konulması zor bir albüm.

medyafaresi.com
23.02.2021

Nazan Öncel’den yeni kitap “Yarınsız Yarın”
Türk Popunun önde gelen isimlerinden Nazan Öncel yeni Kitabı Yarınsız Yarın’ı Cumhuriyet’ten Enver Aysever’e anlattı.
Cumhuriyet’ten Enver Aysever’in haberine göre, yıllardır kendi yolunda yürüyen, zamansız şarkıların yazarı Nazan Öncel, bu patırtı ortamında incelikli sözün, sesin işitilmesi giderek güçleşirken hep kendini korudu. Farklı kuşakların şarkılarında buluşması, tam da zamana dirençli olmasından kaynaklı...
Nazan Öncel’in gün gelip roman yazması kimseyi şaşırtmamıştır. Sözlerinden bize taşan o güzel imgeleri, bir zaman başka biçimde elbet koyacaktı önümüze. Pek söyleşi vermekten de hoşlanmıyor. Haksız da değil, sanatçı yapıtıyla sözünü söyler.
Bir romancı olarak ben kitabı ele vermeyi yanlış sayarım söyleşerek. Ama yazma arzusu, serüveni üstüne sormak hoşuma gider. Buyurun çağdaş kadın ozanımız Öncel’le söyleşiye.
–Sevgili Nazan, kitabı ele vermeyelim ama şu tümceni yok sayamazdım “insan büyünce çocukluk uzaktan el sallar” diyorsun bir yerde. “Yarınsız Yarın” romanında bana çok dokundu bu cümle. Çocukluk desem ne söylersin?
İnsanın hayatla tanışma noktasıdır çocukluk. Bugünden geçmişe bakmak bazen acı veriyor, bazen de gülümserken yakalıyorsun kendini. O kadar çok şey yaşamış oluyorsun ki çocukluk milat kadar uzakta kalıyor, sanki o çocuk sen değil de başkasıymış gibi oluyor. Eğer geçmişle hesabı tamamlamış, defteri kapatamamışsan yandın... Gün geliyor hiçbir şeye şaşırmayacak noktaya geldiğini üzülerek görüyorsun. Çünkü artık cevabını bildiğin sorulardan ibaret oluyor hayat.
Oysa çocuk olmak bütün bunlardan bağımsız bir şeydir. Çocuk olmak demek yüzde yüz masumiyet demektir. Bir tarihte dört yaşında bir çocuk misafirim olmuştu. Çocuğun duracak başı yok; oradan oraya... Annesi “Dursana evladım, yaramazlık yapmasana” dediğinde “Başka ne yapabilirim” dedi. Böyle bir dürüstlük karşısında hoş görmeyip de ne yapar insan? Bir çocukla bir yetişkin arasındaki temel farklardan biri de budur: Masumiyettir, dürüstlüktür.
–Süsten uzak, sade bir dille okura ulaşmak öyle pek kolay iş değildir. Zamanı aşan şarkılar yapan birinin, zaman üstüne çokça düşündüğü bir metin kurgulaması da şaşırtıcı değil aslında. Yazmak nasıl gereksinim oldu?
Bir insanın eline kâğıt kalem verip yazmaya zorlayarak “yaz” diyemezsin, bu içsel bir şeydir. İhtiyaç duyduğunun farkında olmadan yazıyor insan. Öyle geliyor ki bütün işim yazmakmış gibi hissediyorum. Kahramanlar yaratmak, onları anlamak, tanımak bir süre onlarla yaşamak gibi bir dolu şey bu. Bir tür oyun gibi. O kalem sende olduğu sürece, muhayyile gücün de varsa yazıyorsun. Bu eylemi yapan biri olarak bunu sen daha iyi bilirsin.
Bir kere eline kalemi aldın mı bir daha bırakamıyorsun sanki. Kış Baba’yı yazdığımda on iki yaşımdaydım. Ömrün hikâye anlatıcılığıyla geçince beyin o pratiği yapmaya alıştığından yazmak önünü alamadığın bir şey oluyor. Seksenlerin sonunda İstanbul’a yeni geldiğim yıllarda işle ev arasındaki sıkışıp kalmışlığımda kendimi yazarken bulunca bütün şuursuzluğumla on dört sayfalık bir hikâyeyi kalktım Erdal Öz’e götürdüm. İlerleyen zaman içinde okuyunca beni geri aradığında hikâyeyle ilgili olarak övgülerine mazhar oldum.
Sonrasında haftalık bir dergiye verdiğim söyleşmede o övgülerden söz edince haber yapan arkadaş bana inanmamış olacak ki kalkmış teyit etmiş. Ama Erdal Öz aynı büyüklüğü göstermiş yine övgüyle söz etmişti. Bu beni push etmiş, yazmayı uzun zaman sürdürmüştüm. Bir çekmecede hâlâ sırasını bekleyen hikâyeler bunlar… Sonrasında zaman içinde soranlara “evet yazıyorum” deyince bir beklenti oluştu, “n’apalım yazayım bari” dedim… Böyle. Şarkı yazarlığım kadar eskidir bu yolculuk.
Hadi gel uçalım!
–Sana “çağdaş kadın ozan” diyoruz pek çok sevenin. Şiire yakın sözlerin. Aşklarımızda, dostluklarımızda ve elbet yaşamımızın farklı dönemlerinde hep varsın. Sanki içinde hepimizin isyanı bu, farklı disiplinlerde yaratmak üstüne ne söylersin?
Hayat bize her şeyi gösteriyor; “bak burada çok acı bir şey yaşanıyor” diyor. Cumartesi Anneleri’nin on yıllardır gözünün yolda olduğunu görünce burnunun direği sızlıyor. Senin neyi ne kadar gördüğüne, ne kadar düşündüğüne veya görmezden geldiğine bağlı. Bir annenin on dört yaşındaki çocuğunun kemiklerini eteğine toplamasını yazmayacaksın da ne yazacaksın. Ceylan’ı yazmasaydım insanlığımdan şüphe duyardım.
Öte yandan aşk şarkısını her gün yazarsın, o bile bir sorumluluk gerektirir. Mesela Güney denildiğinde genelde akla ilk gelen yer nedense Bodrum olur. Bir aşk şarkısında güneyi yazmanın da bin bir yolu olduğunu bilirsin. Sokak Kızı’nın son şarkısı olan Hadi Güneye’de Deniz Gezmiş ve Yılmaz Güney’e selam yollamıştım. Onu yazdığımda kendimi iyi hissetmiştim. Bunu her dilde yazılan örnekleriyle çoğaltmak mümkün. Ne mutlu ki pek çok değerli insan bu anlamda en babasından şarkılar yazmıştır der susarım.
Bu dörtlük de sana gelsin o zaman:
Hadi gel uçalım!
İyi ama benim kanatlarım yok;
Olduğu kadar Enver olduğu kadar; aşağı bakma yeter.
–Sancılı, biraz da kaybolduğumuz çağı yaşıyoruz. Bilişim olanakları hepimize özgürlük sağlar gibi duruyor ama kimselerin okumaya zamanı yok. Roman yazmak, okurdan zaman istemek, senle düşünmeye, duyumsamaya çağırmak demek. Mümkün mü bu çağda, bu türden ortaklık?
Elektrikli ütüden önce kömürlü ütü vardı ama yine de ütü yapılırdı. Kimse ütüsüz gömlek giymezdi. O gömlek bir şekilde ütülenirdi. Mesela senin külliyatına sahip olan birinin, yeni kitabın için heyecan duyuyor olması bu dediğinin mümkün olduğu anlamına gelmesidir. Seni de, o hikâyeyi de sahipleniyor aslında. O kitap yazarla okur arasında sağlam bir köprü olunca o bağ kuruluyor, senin talep ettiğin şey kendiliğinden oluşuyor. Bu paha biçilmez bir his.
İyi tarafından bakarsak sosyal medyada Cemal Süreya’yla da tanıştılar, Turgut Uyar’la da. Bir yerden başlayan arkasını da getir, o şairi, o yazarı merak edebilir, kendini bir gün o kitabı okurken bulabilir. Dolaylı da olsa beklentim bu kadar, fazlası değil. Çünkü çağın sürati bir yana edebi kültüre olan düşkünlük eğitimle, yetiştirilme tarzıyla, arkadaş çevresiyle, merak ve ilgiyle karşılığını bulabiliyor.
–Yapıtlarına bakınca senin sesini işitiyoruz, şakacı bir yanın var, gözü pek sözlerin. “Araf’ta yaşamak” üstüne konuşsak. Herkes biraz öyle bir yerde değil mi? Romanda geçen konuşmalardan birine gönderme yapıyorum, hiçbir duygu sahicileşmiyor sanki. Öyle mi?
En kötüsü belirsizliktir hayatta: Belirsiz beklenti cehennem azabı gibi bir şeydir. Ölsen daha iyidir ama ‘gidip bi öleyim’ demekle de olmuyor. Bazen bitmek bilmeyen bir kıştır hayat. İnsanın iyi ya da kötü, elinde bir tane hayatı vardır, düze çıkması için kendi ile yüzleşmesi gerekir, başka türlü ruhunu kurtarması zordur. Romanda da öyle; bir anlamda düşüncenin düşle bağ kurarak seni gerçeğe götürmesi, gerçeğin yolunu göstermesi...
Dara düştüğüm zamanlar oldu...
–“Her yeni gün, bitmesin dediğim yollar gibi bitiyordu. İnsanları, evleri, sokakları, yolları ardımızda bırakıp geçiyorduk, ama hepsinin hatırası bizimle geliyordu.” diyorsun. Bir zaman sonra yaşadığı ne varsa yabancılık duyar insan, bellek geçmişi yeniden kurar. Yazar Öncel biraz bunu da yapıyor mu?
Yeri geldikçe acı-tatlı ne varsa bellek itinayla önüne koyarak hatırlatıyor, o hatırlamalar tekerrür oluyor. Bir çekmecede unutmaya çalıştıkların, diğerinde hayallerin, ideallerin, içinde bulunduğun an oluyor ve yanına yenilerini koyarak yaşamayı sürdürüyorsun. “Ben şimdi bununla ne halt edeceğim, nasıl başa çıkacağım” dediğimiz şeyleri zaman hallederek bugünü katlanabilir kılıyor. Ne kadarını unutup, ne kadarını canlı tutmamızla da ilgilidir biraz...
–Evler, mekânlar, sokaklar ve şehrimiz. Bize kimlik veriyor. Tüm bunlara eşlik eden şarkılar. Yazarlık bir başına yapılan iştir ve son kertede kendi sesini bulma işidir. Romancılık yeni serüven mi artık? Yeni yolculuk mu başladı?
Biri gelip de elime vurmadıktan sonra biraz öyle görünüyor sanki. Yeter ki elimde anlatacak sağlam bir hikâyem olsun.
–“Ben sokak kızıyım” diyen Nazan, pek de kimsenin cesaret edemediği dilden haykırıyordu. Şimdi ağır bir baskı ortamı var. Sanata, sanatçıya, güzel olan her şeye… Gençlerin nasıl muameleye maruz kaldığını da gördün. Ne hissettin, ne gözlemledin?
Onları utandırdığımızı düşünüyorum. Mahcubiyetimiz büyük. Bunu hak etmediklerini biliyorsun, o noktada kalben yanlarında olmak sorumluluğun oluyor. Böyle çırpındıklarını görmek istemezdim doğrusu.
– Sana “kadın ozan” derken, dünyadaki bir geleneğe de gönderme yapıyoruz. Elinde gitarı tüm dünyaya kafa tutan Joan Baez’i biliyoruz söz gelişi. Pek çok örnek var. Kendi bildiği yoldan, başını öne düşürmeden ilerlemek üstüne neler söylersin?
Geçmişte başımın dara düştüğü zamanlarım da oldu ama bazı şeyler kendimize olduğu kadar, çocuklarımıza da, gençlerimize de olan gönül borcumuzdur. Genç insanların yarınını yapmak onlarla el ele vermek mecburiyetimiz var. Bunun da bedelsiz olmadığını biliyoruz ama yapacak bir şey de yoktur, insan vicdanı kadar insandır. Hissettiğini söyleyebilmek dün de zordu, bugün de zor. Korkutucu olanı yarın da böyle olacak olması. Tünelin ucunu görmeyi ümit ediyorum.
Piçliğimizde de sen varsın
–Elbette kadın olmak üstüne de son bir sorum var. Bu coğrafyada Kürt, Alevi, Sosyalist olmak hep zor… Ama kadın olmak en zoru! Kadın hep “öteki”. Seni seven milyonlarca kadın var. Kadın hareketi, edebiyatı üstüne düşünüyor musun? Bir de tarif doğruysa “öteki” olduğun halde, yaramaz, isyankâr hallerine rağmen bunca sevilmek nasıl geliyor sana? Sırtında yük mü, yoksa özgürlük paylaşılınca mı anlam buluyor?
Demokrasi duygusuyla yazılacak mühim meseleler bunlar; Marquez’in dediği gibi “anlatmak için yaşamak” lazım. Kadın cinayetleri dert edindiğim bir çok konunun başında geliyor. Bunu kaleme alarak bu meseleyle doğrudan ilintili olan yeni bir şarkı yazdım. Böyle bir dünyada bir gram işe yarasa yeter diyor insan.
Özgürlük insanın doğuştan temel hakkıdır ama sahip çıkarsan senindir, ‘paylaştıkça çoğalır’ demiş ya şair, öyle elbette. O sevginin karşılık olduğunu düşünüyorum. Bunu bana her türlü hissettiriyorlar.
Birisi geçen gün “Allah ömür versin ama cenazende en çok ben ağlayacağım” diyen de oluyor. “Piçliğimizde de hiçliğimizde de sen varsın” diyeni de. Kalbi benimle birlikte çarpan insanlarla aynı şeyleri hissettiğimizi bilmek çok anlamlı. Gurur verici. Çok şanslıyım çok.

gazetemag.com
23.02.2021

“Yarınsız Yarın” Nazan Öncel’den yeni kitap
Türk Popunun önde gelen isimlerinden Nazan Öncel yeni Kitabı Yarınsız Yarın’ı Cumhuriyet’ten Enver Aysever’e anlattı.
Cumhuriyet’ten Enver Aysever’in haberine göre, yıllardır kendi yolunda yürüyen, zamansız şarkıların yazarı Nazan Öncel, bu patırtı ortamında incelikli sözün, sesin işitilmesi giderek güçleşirken hep kendini korudu. Farklı kuşakların şarkılarında buluşması, tam da zamana dirençli olmasından kaynaklı...
Nazan Öncel’in gün gelip roman yazması kimseyi şaşırtmamıştır. Sözlerinden bize taşan o güzel imgeleri, bir zaman başka biçimde elbet koyacaktı önümüze. Pek söyleşi vermekten de hoşlanmıyor. Haksız da değil, sanatçı yapıtıyla sözünü söyler.
Bir romancı olarak ben kitabı ele vermeyi yanlış sayarım söyleşerek. Ama yazma arzusu, serüveni üstüne sormak hoşuma gider. Buyurun çağdaş kadın ozanımız Öncel’le söyleşiye.
–Sevgili Nazan, kitabı ele vermeyelim ama şu tümceni yok sayamazdım “insan büyünce çocukluk uzaktan el sallar” diyorsun bir yerde. “Yarınsız Yarın” romanında bana çok dokundu bu cümle. Çocukluk desem ne söylersin?
İnsanın hayatla tanışma noktasıdır çocukluk. Bugünden geçmişe bakmak bazen acı veriyor, bazen de gülümserken yakalıyorsun kendini. O kadar çok şey yaşamış oluyorsun ki çocukluk milat kadar uzakta kalıyor, sanki o çocuk sen değil de başkasıymış gibi oluyor. Eğer geçmişle hesabı tamamlamış, defteri kapatamamışsan yandın... Gün geliyor hiçbir şeye şaşırmayacak noktaya geldiğini üzülerek görüyorsun. Çünkü artık cevabını bildiğin sorulardan ibaret oluyor hayat.
Oysa çocuk olmak bütün bunlardan bağımsız bir şeydir. Çocuk olmak demek yüzde yüz masumiyet demektir. Bir tarihte dört yaşında bir çocuk misafirim olmuştu. Çocuğun duracak başı yok; oradan oraya... Annesi “Dursana evladım, yaramazlık yapmasana” dediğinde “Başka ne yapabilirim” dedi. Böyle bir dürüstlük karşısında hoş görmeyip de ne yapar insan? Bir çocukla bir yetişkin arasındaki temel farklardan biri de budur: Masumiyettir, dürüstlüktür.
–Süsten uzak, sade bir dille okura ulaşmak öyle pek kolay iş değildir. Zamanı aşan şarkılar yapan birinin, zaman üstüne çokça düşündüğü bir metin kurgulaması da şaşırtıcı değil aslında. Yazmak nasıl gereksinim oldu?
Bir insanın eline kâğıt kalem verip yazmaya zorlayarak “yaz” diyemezsin, bu içsel bir şeydir. İhtiyaç duyduğunun farkında olmadan yazıyor insan. Öyle geliyor ki bütün işim yazmakmış gibi hissediyorum. Kahramanlar yaratmak, onları anlamak, tanımak bir süre onlarla yaşamak gibi bir dolu şey bu. Bir tür oyun gibi. O kalem sende olduğu sürece, muhayyile gücün de varsa yazıyorsun. Bu eylemi yapan biri olarak bunu sen daha iyi bilirsin.
Bir kere eline kalemi aldın mı bir daha bırakamıyorsun sanki. Kış Baba’yı yazdığımda on iki yaşımdaydım. Ömrün hikâye anlatıcılığıyla geçince beyin o pratiği yapmaya alıştığından yazmak önünü alamadığın bir şey oluyor. Seksenlerin sonunda İstanbul’a yeni geldiğim yıllarda işle ev arasındaki sıkışıp kalmışlığımda kendimi yazarken bulunca bütün şuursuzluğumla on dört sayfalık bir hikâyeyi kalktım Erdal Öz’e götürdüm. İlerleyen zaman içinde okuyunca beni geri aradığında hikâyeyle ilgili olarak övgülerine mazhar oldum.
Sonrasında haftalık bir dergiye verdiğim söyleşmede o övgülerden söz edince haber yapan arkadaş bana inanmamış olacak ki kalkmış teyit etmiş. Ama Erdal Öz aynı büyüklüğü göstermiş yine övgüyle söz etmişti. Bu beni push etmiş, yazmayı uzun zaman sürdürmüştüm. Bir çekmecede hâlâ sırasını bekleyen hikâyeler bunlar… Sonrasında zaman içinde soranlara “evet yazıyorum” deyince bir beklenti oluştu, “n’apalım yazayım bari” dedim… Böyle. Şarkı yazarlığım kadar eskidir bu yolculuk.
Hadi gel uçalım!
–Sana “çağdaş kadın ozan” diyoruz pek çok sevenin. Şiire yakın sözlerin. Aşklarımızda, dostluklarımızda ve elbet yaşamımızın farklı dönemlerinde hep varsın. Sanki içinde hepimizin isyanı bu, farklı disiplinlerde yaratmak üstüne ne söylersin?
Hayat bize her şeyi gösteriyor; “bak burada çok acı bir şey yaşanıyor” diyor. Cumartesi Anneleri’nin on yıllardır gözünün yolda olduğunu görünce burnunun direği sızlıyor. Senin neyi ne kadar gördüğüne, ne kadar düşündüğüne veya görmezden geldiğine bağlı. Bir annenin on dört yaşındaki çocuğunun kemiklerini eteğine toplamasını yazmayacaksın da ne yazacaksın. Ceylan’ı yazmasaydım insanlığımdan şüphe duyardım.
Öte yandan aşk şarkısını her gün yazarsın, o bile bir sorumluluk gerektirir. Mesela Güney denildiğinde genelde akla ilk gelen yer nedense Bodrum olur. Bir aşk şarkısında güneyi yazmanın da bin bir yolu olduğunu bilirsin. Sokak Kızı’nın son şarkısı olan Hadi Güneye’de Deniz Gezmiş ve Yılmaz Güney’e selam yollamıştım. Onu yazdığımda kendimi iyi hissetmiştim. Bunu her dilde yazılan örnekleriyle çoğaltmak mümkün. Ne mutlu ki pek çok değerli insan bu anlamda en babasından şarkılar yazmıştır der susarım.
Bu dörtlük de sana gelsin o zaman:
Hadi gel uçalım!
İyi ama benim kanatlarım yok;
Olduğu kadar Enver olduğu kadar; aşağı bakma yeter.
–Sancılı, biraz da kaybolduğumuz çağı yaşıyoruz. Bilişim olanakları hepimize özgürlük sağlar gibi duruyor ama kimselerin okumaya zamanı yok. Roman yazmak, okurdan zaman istemek, senle düşünmeye, duyumsamaya çağırmak demek. Mümkün mü bu çağda, bu türden ortaklık?
Elektrikli ütüden önce kömürlü ütü vardı ama yine de ütü yapılırdı. Kimse ütüsüz gömlek giymezdi. O gömlek bir şekilde ütülenirdi. Mesela senin külliyatına sahip olan birinin, yeni kitabın için heyecan duyuyor olması bu dediğinin mümkün olduğu anlamına gelmesidir. Seni de, o hikâyeyi de sahipleniyor aslında. O kitap yazarla okur arasında sağlam bir köprü olunca o bağ kuruluyor, senin talep ettiğin şey kendiliğinden oluşuyor. Bu paha biçilmez bir his.
İyi tarafından bakarsak sosyal medyada Cemal Süreya’yla da tanıştılar, Turgut Uyar’la da. Bir yerden başlayan arkasını da getir, o şairi, o yazarı merak edebilir, kendini bir gün o kitabı okurken bulabilir. Dolaylı da olsa beklentim bu kadar, fazlası değil. Çünkü çağın sürati bir yana edebi kültüre olan düşkünlük eğitimle, yetiştirilme tarzıyla, arkadaş çevresiyle, merak ve ilgiyle karşılığını bulabiliyor.
–Yapıtlarına bakınca senin sesini işitiyoruz, şakacı bir yanın var, gözü pek sözlerin. “Araf’ta yaşamak” üstüne konuşsak. Herkes biraz öyle bir yerde değil mi? Romanda geçen konuşmalardan birine gönderme yapıyorum, hiçbir duygu sahicileşmiyor sanki. Öyle mi?
En kötüsü belirsizliktir hayatta: Belirsiz beklenti cehennem azabı gibi bir şeydir. Ölsen daha iyidir ama ‘gidip bi öleyim’ demekle de olmuyor. Bazen bitmek bilmeyen bir kıştır hayat. İnsanın iyi ya da kötü, elinde bir tane hayatı vardır, düze çıkması için kendi ile yüzleşmesi gerekir, başka türlü ruhunu kurtarması zordur. Romanda da öyle; bir anlamda düşüncenin düşle bağ kurarak seni gerçeğe götürmesi, gerçeğin yolunu göstermesi...
Dara düştüğüm zamanlar oldu...
–“Her yeni gün, bitmesin dediğim yollar gibi bitiyordu. İnsanları, evleri, sokakları, yolları ardımızda bırakıp geçiyorduk, ama hepsinin hatırası bizimle geliyordu.” diyorsun. Bir zaman sonra yaşadığı ne varsa yabancılık duyar insan, bellek geçmişi yeniden kurar. Yazar Öncel biraz bunu da yapıyor mu?
Yeri geldikçe acı-tatlı ne varsa bellek itinayla önüne koyarak hatırlatıyor, o hatırlamalar tekerrür oluyor. Bir çekmecede unutmaya çalıştıkların, diğerinde hayallerin, ideallerin, içinde bulunduğun an oluyor ve yanına yenilerini koyarak yaşamayı sürdürüyorsun. “Ben şimdi bununla ne halt edeceğim, nasıl başa çıkacağım” dediğimiz şeyleri zaman hallederek bugünü katlanabilir kılıyor. Ne kadarını unutup, ne kadarını canlı tutmamızla da ilgilidir biraz...
–Evler, mekânlar, sokaklar ve şehrimiz. Bize kimlik veriyor. Tüm bunlara eşlik eden şarkılar. Yazarlık bir başına yapılan iştir ve son kertede kendi sesini bulma işidir. Romancılık yeni serüven mi artık? Yeni yolculuk mu başladı?
Biri gelip de elime vurmadıktan sonra biraz öyle görünüyor sanki. Yeter ki elimde anlatacak sağlam bir hikâyem olsun.
–“Ben sokak kızıyım” diyen Nazan, pek de kimsenin cesaret edemediği dilden haykırıyordu. Şimdi ağır bir baskı ortamı var. Sanata, sanatçıya, güzel olan her şeye… Gençlerin nasıl muameleye maruz kaldığını da gördün. Ne hissettin, ne gözlemledin?
Onları utandırdığımızı düşünüyorum. Mahcubiyetimiz büyük. Bunu hak etmediklerini biliyorsun, o noktada kalben yanlarında olmak sorumluluğun oluyor. Böyle çırpındıklarını görmek istemezdim doğrusu.
– Sana “kadın ozan” derken, dünyadaki bir geleneğe de gönderme yapıyoruz. Elinde gitarı tüm dünyaya kafa tutan Joan Baez’i biliyoruz söz gelişi. Pek çok örnek var. Kendi bildiği yoldan, başını öne düşürmeden ilerlemek üstüne neler söylersin?
Geçmişte başımın dara düştüğü zamanlarım da oldu ama bazı şeyler kendimize olduğu kadar, çocuklarımıza da, gençlerimize de olan gönül borcumuzdur. Genç insanların yarınını yapmak onlarla el ele vermek mecburiyetimiz var. Bunun da bedelsiz olmadığını biliyoruz ama yapacak bir şey de yoktur, insan vicdanı kadar insandır. Hissettiğini söyleyebilmek dün de zordu, bugün de zor. Korkutucu olanı yarın da böyle olacak olması. Tünelin ucunu görmeyi ümit ediyorum.
Piçliğimizde de sen varsın
–Elbette kadın olmak üstüne de son bir sorum var. Bu coğrafyada Kürt, Alevi, Sosyalist olmak hep zor… Ama kadın olmak en zoru! Kadın hep “öteki”. Seni seven milyonlarca kadın var. Kadın hareketi, edebiyatı üstüne düşünüyor musun? Bir de tarif doğruysa “öteki” olduğun halde, yaramaz, isyankâr hallerine rağmen bunca sevilmek nasıl geliyor sana? Sırtında yük mü, yoksa özgürlük paylaşılınca mı anlam buluyor?
Demokrasi duygusuyla yazılacak mühim meseleler bunlar; Marquez’in dediği gibi “anlatmak için yaşamak” lazım. Kadın cinayetleri dert edindiğim bir çok konunun başında geliyor. Bunu kaleme alarak bu meseleyle doğrudan ilintili olan yeni bir şarkı yazdım. Böyle bir dünyada bir gram işe yarasa yeter diyor insan.
Özgürlük insanın doğuştan temel hakkıdır ama sahip çıkarsan senindir, ‘paylaştıkça çoğalır’ demiş ya şair, öyle elbette. O sevginin karşılık olduğunu düşünüyorum. Bunu bana her türlü hissettiriyorlar.
Birisi geçen gün “Allah ömür versin ama cenazende en çok ben ağlayacağım” diyen de oluyor. “Piçliğimizde de hiçliğimizde de sen varsın” diyeni de. Kalbi benimle birlikte çarpan insanlarla aynı şeyleri hissettiğimizi bilmek çok anlamlı. Gurur verici. Çok şanslıyım çok.

cumhuriyet.com.tr
21.02.2021

Nazan Öncel Yarınsız Yarın
Zamansız şarkıların yazarı Nazan Öncel, yeni romanı Yarınsız Yarın’ı ve sanat yolculuğunu Enver Aysever’e anlattı. Öncel, “Sokak Kızı’nın son şarkısı olan Hadi Güneye’de Deniz Gezmiş ve Yılmaz Güney’e selam yollamıştım. Onu yazdığımda kendimi iyi hissetmiştim” diyor.

m.aksam.com.tr
10.02.2021

Nazan Öncel: Rock müziğin kralı Erkin Koray'dır
‘Sokak Kızı' albümünde rock soundlarını kullanan Nazan Öncel, ‘Erkekler De Yanar' şarkısını ilk olarak Erkin Koray'a dinlettiğini söyledi.
Ünlü sanatçı, besteci Nazan Öncel, sanatçı Erkin Koray ile olan bir anısını Instagram’da takipçilerine anlattı. 1996 yılında çıkan ‘Sokak Kızı’ albümündeki ‘Erkekler De Yanar’ şarkısının öyküsünden bahseden şarkıcı, o döneme ait olan bir röportaj kapağını da yayınladı.
Baba'dan onay aldım
Öncel, “Erkin Koray rock müziğin kralıdır, aksini söyleyen çarpılır. ‘Sokak Kızı’ dönemi. Bir gün deli cesaretimi toplayarak kendisini aradım. “Ben bir şarkı yazdım, Erkekler De Yanar dedim adına, yetmedi bir de üstüne sizin mucidi olduğunuz elektro bağlama tınıları çok yakıştığı için ve o güzelim tınıyı insanlara hatırlatmak adına çaldırdım, dinlemeniz lazım” dedim. Var olsun kalktı geldi. Birlikte şarkıyı dinledik. Baba’dan onay aldım” dedi.

birgun.net
24.01.2021

Uyursam geçer dedim, geçmedi işte
Nazan Öncel Gezi direnişçilerinden yana saf tutan, direniş türküleri çığırmaya, bugün hâlâ hiçliğimize de ‘piçliğimize’ de derman olmaya devam eden, evelemeyen gevelemeyen, hâlâ başını eğmeyen ender isimlerden biri.
Sevenleri onu sevme nedenlerini çok iyi bilirler: Nazan Öncel aykırıdır, pek çok şeyi ilk söyleyendir, pek çok şeyi cesurca en başta ortaya dökendir, lakabını en sevdiğimiz şarkısından alır: Sokak Kızı. Nazan Öncel politiktir, burjuva koalisyonların türdeşliğine Aynı Nakarat diye çıkışarak ses getiren, Türkiye’de ilk defa ‘çocuk tacizine’ şarkıyla isyan eden, Sokarım Politikana ile birlikte o malum Demir Leblebi şarkısı da yasaklanan, hatta 28 Şubat döneminde de “başöğretmenim olmadı” diye haykıran ve fakat kimileri gibi paradigma değişince ‘saraya’ koşup bunu ‘satmaya’ kalkmayan, aksine o saraya karşı da Gezi direnişçilerinden yana saf tutan, direniş türküleri çığırmaya devam eden, bugün hâlâ hiçliğimize de ‘piçliğimize’ de derman olmaya devam eden, evelemeyen gevelemeyen, hâlâ başını eğmeyen ender isimlerden biridir o. Şarkılarıyla ‘hikâye anlatıcılığına’ can verendir. Yeri başkadır…
Geçen ay okurlarla buluşan Yarınsız Yarın elbette ki Nazan Öncel’in ilk romanı olması nedeniyle pek çok kişi gibi beni de heyecanlandırdı. Rafa düştüğü gün koşup aldım, es kaza aynı gün okumuş bulundum. İflah olmaz bir fanıyım, malum. Bu cihetle diğer fanlara da peşinen söyleyeyim: Bu yazıda tartıştığımız roman, sanatçının bir biyografisi yahut yaşadıklarının alegorik bir anlatımı değil. Bu roman başlı başına bir kurgu, üstelik aynı anda hem Orhan Pamuk’u hem de Isaac Asimov’u anıştırabilen bir kurgu, gerçekten!
Evvela -göstergebilim düşkünlüğümden mi yoksa yetim büyüdüğümden mi bilmiyorum fakat -eş zamanlı bir okumaya tabi tutulduğunda romanda göze çarpan ilk belirgin şeyin ‘babalık’ olduğu dikkatimi çekti. Öyle ki uzunca yaşayıp da iyi hatırlanan bir baba yok romanda. -Varsa da ‘babalığı’ ile anılmıyor.- Yani kaba bir lafazanlıkla alt metnin ‘en iyi baba ölü babadır’ olduğu dahi söylenebilirdi belki. Fakat buna karşıt konumlandırılmış, öyle yerli yersiz kutsanmış bir ‘analık’ da bulunmuyor. Sürpriz bozan olmasın ancak, romandaki en ‘anaç’ karakterin dahi çoktan evladını kaybetmiş bir anne olduğunu tahlil edebiliyorsunuz okurken. Yine de analık durumunun babalığa nispeten daha muğlak olduğu söylenebilir. Yahut ortalıkta koşuştururken analar için varoluşa kambur olan o çocuklar uykuya daldığında başlıyordur analık belki de bilemiyoruz, hissettirilmiyor. Emin olduğumuz yegâne şey ‘kutsal aile’ ideolojisinin zaten ölü doğduğu, yani realitede ‘paramparça’ olduğu ya da ailenin idealize edilebilmek için aynı zamanda parçalanmış olması gerektiği. Dar alanda açıklamak çok zor ancak, romanı okurken bir kere daha hissediyoruz: kusursuz aile olmak iddiası (hadi ‘çoğunlukla’ diyelim) ideolojiktir!
Parçalanmış aile çocukları iyi bilirler: Türkiye toplumunun en saçma varsayımları çocukken karşılaşılan kimi şablon sorularda sabitlenmiş gibidir. Misal “baban ne iş yapıyor?” Misal “büyüyünce ne olacaksın?” Misal “anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?” Bilin ki bu roman da böyle sorularla başa kaktığımız milyon tane çocukluktan biriyle; ölmüş babasına yorgan olabilmek için büyüyünce bulut olmayı hayal eden Umut’un çocukluğuyla başlıyor işte. Hülasa kendini ayırt etmek, en felsefi anlamıyla varoluş, -hatta ‘ötekini’ arzulayabilecek ölçüde- benliğinin farkına varabilmek, romanda da ‘açın aman bilmezliğiyle çocuğun zaman bilmezliğinin’ buluştuğu o yerde başlatılmış zaten:
“Onun ayıp dediği şey benim çocukluğumun doğasıydı. Bana göre ayıbı kendisi icat ediyordu, kanunlar değil. Karnım acıktı demiştim, nesi ayıptı ki bunun?”
Romanı daha da kıymetli kılan şeylerden biri ise Nâzım usulü bir politik betimleme. Yani olaylar anlatılırken yahut mekân tasvir edilirken yerin ve zamanın muhalif politika çerçevesinden adlandırılarak betimlenmesi. Öyle ki uzak geçmiş anlatılırken ‘mübadele’, dün anlatılırken -kalkınma ideolojisi eleştirisine münhasır- ‘hızlı tren’, henüz anlatılırken ‘Covid-19 salgını’, uzak yarınlar anlatırken de ‘zehirli gazları çocukların üstüne sıkan TOMA’ların hava versiyonu zeplinler’ nakşedilmiş metne. Örneğin:
“Gördüğümüz her şeye aşinaydık ama bir takım tuhaf, sarıklı adamlar yüzünden İstiklal’in de çehresi değişmişti. Kafelerin pencerelerine perdeler çekileli, önündeki sandalyeler kalkalı on yıllar oluyordu.”
Üstelik politik vurgular salt betimleme için de kullanılmıyor. Güvencesizlik, iş cinayetleri, ekolojik tahribat, teknik tahakküm, hayvan hakları, çocuk gelinler, hegemonik erkeklik ve dahi homofobi gibi olgular romanın olay örgüsünde yer bulan diğer unsurlar.
Elbette ki aşk da var, hatta her şeyin nirengi noktası gibi, lakin öyle ‘steril’ ya da ‘klişe’ kalıplarla yaşanan bir şey değil, artzamanlı okunduğunda bu çeşit olanını Kunduram, Sandukam, Zembilim şarkısı özetler belki, eşzamanlı okunduğunda ise “aşk bir bütün, bütünü ayıramazsın / yaşanmış yaşanmıştır, bir suçlu arayamazsın” dizeleri. Belki o güzelim şarkılarla ilgisi bile yoktur. Nazan Öncel okuyorsunuz yahu, vicdanınızın yakasına yapışır böyle, onu azaba sürükleyip esas orada sorguya çeker işte. Hele ki yaşamınızda ucundan kıyısından bir tekabülü varsa, vay halinize.
Bu yüzden itiraf etmeliyim ki o malum sayfayı okuduğumda kitabı yakmak istedim. Vapura atlayıp Burgaz Ada’ya gitmek, o iki karakter sahiden de yaşıyor mu diye soruşturmak istedim. Cebimde bir atlı patlar olacaktı. Soru sormayacaktım, “niye ulan” demeyecektim, sadece ateş edecektim. Ama sonra kitabın sonunu alma merakım cinayet işleme hevesimi bastırdığından tekrar okumaya koyuldum: Zira arzularına kapılıp da korkuyla kaçındığın o kötü kaderi kendi ellerinle yaratmaktı mesele. Slavoj Žižek bunun ‘şeytani’ potansiyelini çoktan bizim jenerasyonun yüzüne vurmuştu bir kere: aşk hakkında konuşurken o kadar çok ‘bencilliğimizi’ hatırlatmıştı ki biz arzuladığımızı bir ‘kişi’ değil de bir ‘şey’, bir varoluş değil de bir ‘nesne’ bellemek gafletinden kendimizi sakınmak için özel bir çaba sarf etmeye başlamıştık. Ama romanda bunun da bir adım ötesi tartışılmış sanki: arzularına kapılıp da korkuyla kaçındığın o kötü kaderi yaşamak, fakat çok daha beterini de bu sefer arzuladığın o ‘kişiye’ yaşatmaktı söz konusu olan. Üstelik o denli güçlü bir çelişkiydi ki bu, kendini dondurmak, yüzyıl sonra uyanmak filan istersin, ‘gidip de gebermek’ istersin…
Tüm bunlarla beraber, eleştirilecek şeyler de -aranırsa- bulunur elbet: Örneğin son kısımlara doğru aşikâr bir ‘kırpma’ var metinde. Bütünlüğü ya da heyecanı aksatmasa da çoğu okurun gözüne ilişebilir. Eğer makas rasgele vurulsaydı bu bir ‘göz kırpma’ gibi algılanır ve açık uçlu bir yorumsama telaşesi yaratabilirdi okurlarda. Ancak -yerine tercih edildiği üzere- düğümün hızlıca çözülerek olay örgüsünün alelacele aydınlatılmasının, maalesef anlatımda da bir çeşit ‘büyü bozumuna’ yol açmış olduğu söylenebilir. (Romanı bir an önce bitirmesi için yazarı acele ettirenler olduysa eğer, bu sebepten bazı okurların ahını aldıklarını da bilsinler). Çünkü ansızın olay dizin baskın çıkmış, anlatıcı olan karakter de bu yüzden bir çeşit tanığa dönüşmüş gibi. En üzücü olanı ise aynı ‘kırpmanın’ ardından, öncesinde anlatımı fevkalade kılan o politik zamanlandırmanın yitirilerek yerini kronolojik tarihlendirmeye bırakmış olması.
Ezcümle benim göremediğim başka şeyler varsa da gözlüklerini kemirerek konuşmayı pek seven o edebiyat eleştirmenlerinin didaktik iştahını kabartabilir tabi ki. Lakin yazarın asli mecrasının roman değil de şarkı sözü ve müzik olduğu katiyen unutulmamalıdır. Kaldı ki o kadar kusur kadı kızında da olur, sokak kızında neden olmasın? Okurlar ise müsterih olsunlar, tek solukta biten bu akıcı romandan keyif almak için asla Nazan Öncel ‘fanı’ olmaya gerek yok. Okuyun bir an önce, üzüntünüzü derecelendirmeyi unutmadan.
Yasin Durak

bilsebilse .com
23.01.2021

Nazan Öncel’den roman: Yarınsız Yarın

Ünlü sanatçı Nazan Öncel’in ilk kitabı Yarınsız Yarın Everest Yayınları’ndan çıktı.

Kendine özgü diliyle ve ustalıkla yazdığı hikâyelerini müziğe taşıyarak “hikâye anlatan şarkı yazarlığı” geleneğinin ilk kadın temsilcisi olan Nazan Öncel bu kez romanıyla okurların huzurunda. Yarınsız Yarın, şarkı sözlerinin ritminde çocukluktan yaşlılığa beraber büyümeyi, âşık olmayı, kaybetmeyi, kavuşmayı anlatıyor. Nazan Öncel, okurlarına sürprizlerle örülmüş bir okuma serüveni vaat ediyor.

tr.wikipedia.org
20.01.2021

Öptüm (Sezen Aksu albümü)
Albümün yapımcılığını SN Müzik, dağıtımcılığını DMC yapmıştır. Albümde toplamda 9 şarkının müziği ve 7 şarkının sözleri Sezen Aksu'ya ait olup, Nazan Öncel'in sözü ve bestesini yaparak Aksu'ya hediye ettiği "Ballı" şarkısı da albümde üçüncü sırada yer almaktadır.
Nazan Öncel

medyaege.com.tr
11.01.2021

Nazan Öncel'den Gülben Ergen'e
Pandemiye rağmen uzun zamandır üzerinde çalıştığı ve her albümünde seslendirdiği şarkılar ile müzik dünyasına unutulmaz şarkılar kazandıran Gülben Ergen, 11. albümü “Seni Kırmışlar” ile çıktığı andan itibaren zirvedeki yerini koruyor.
Gülben Ergen albüme adını veren söz ve müziği Kubilay Karaca’ya düzenlemesi Berk Sabah'a ait olan ‘Seni Kırmışlar’ a Metin Arolat yönetmenliğinde çektiği kliple ile Youtube trend videolar listesine girerek adından sıkça söz ettirirken ünlü sanatçı Nazan Öncel‘in sosyal medya hesabından “Günün Şarkısı Gülben’den gelsin” notu ile mutlu oldu.

gecce.com
11.01.2021

Nazan Öncel'den Gülben Ergen'e destek!
Pandemiye rağmen uzun zamandır üzerinde çalıştığı ve her albümünde seslendirdiği şarkılar ile müzik dünyasına unutulmaz şarkılar kazandıran Gülben Ergen, 11. albümü “Seni Kırmışlar” ile çıktığı andan itibaren zirvedeki yerini koruyor.
Gülben Ergen albüme adını veren söz ve müziği Kubilay Karaca’ya düzenlemesi Berk Sabah'a ait olan ‘Seni Kırmışlar’ a Metin Arolat yönetmenliğinde çektiği kliple ile Youtube trend videolar listesine girerek adından sıkça söz ettirirken ünlü sanatçı Nazan Öncel‘in sosyal medya hesabından “Günün Şarkısı Gülben’den gelsin” notu ile mutlu oldu.