Türk Pop müziğine adını altın harflerle yazdırmış, müziğe emek vermiş, yazdığı şarkılarla nice nesiller yetiştirmiş sanatçı Nazan Öncel muhteşem performansıyla önceki akşam İstanbul'da sahne aldı.
“Kendimi sahnede şarkı söylerken Ay’da yürüyor gibi hissediyorum” diyen Nazan Öncel yaklaşık iki yıldır yazdığı ilk kitabı “Yarınsız Yarını” şubat ayına kadar sevenleriyle buluşturacağının müjdesini verdi.
Nazan Öncel” Kişisel gelişim kitaplarına mesafeli biri olarak kitap kurtlarını Nazan Öncel’in edebiyatıyla tanıştırmak istedim, umarım okurlara iyi gelir” dedi.
hürriyet.com.tr
29.10.2019
Nazan Öncel edebiyatıyla tanışma vakti
Nazan Öncel önceki gün Emaar Hayal Kahvesi'nde sahneye çıktı. 2 yıldır üzerinde çalıştığı ilk kitabı 'Yarınsız Yarını' Şubat ayında çıkaracağını söyledi: "Kitap kurtlarını Nazan Öncel'in edebiyatıyla tanıştırmak istedim. Umarım okurlara iyi gelir."
gazetemag.com
29.10.2019
Sanatçı Nazan Öncel, kitap çıkarmaya hazırlanıyor
Hayal Kahvesi’nde sahne alan Öncel, yaklaşık iki yıldır yazdığı ‘Yarınsız Yarın’ adlı kitabını hayranlarıyla buluşturacağını söyledi. Konuyla ilgili Öncel, ”Kişisel gelişim kitaplarına mesafeli biri olarak kitap kurtlarını Nazan Öncel’in edebiyatıyla tanıştırmak istedim, umarım okurlara iyi gelir” dedi.
aksam.com.tr
27.10.2019
Şarkı değil kitap yazdı
Hayal Kahvesi’nde sahne alan Öncel, yaklaşık iki yıldır yazdığı ‘Yarınsız Yarın’ adlı kitabını hayranlarıyla buluşturacağını söyledi. Konuyla ilgili Öncel, ”Kişisel gelişim kitaplarına mesafeli biri olarak kitap kurtlarını Nazan Öncel’in edebiyatıyla tanıştırmak istedim, umarım okurlara iyi gelir” dedi.
magazinmatik.com
27.10.2019
Nazan Öncel’in ‘Yarınsız Yarın’ Kitabı Hazır
Türk Pop müziğine adını altın harflerle yazdırmış, müziğe emek vermiş, yazdığı şarkılarla nice nesiller yetiştirmiş sanatçı Nazan Öncel muhteşem performansıyla önceki akşam İstanbul Emaar Hayal Kahvesi'nde sahne aldı.
"Kendimi sahnede şarkı söylerken Ay'da yürüyor gibi hissediyorum" diyen Nazan Öncel yaklaşık iki yıldır yazdığı ilk kitabı "Yarınsız Yarını" şubat ayına kadar sevenleriyle buluşturacağının müjdesini verdi.
Nazan Öncel, " Kişisel gelişim kitaplarına mesafeli biri olarak kitap kurtlarını Nazan Öncel'in edebiyatıyla tanıştırmak istedim, umarım okurlara iyi gelir" dedi.
Türk Pop müziğine adını altın harflerle yazdırmış, müziğe emek vermiş, yazdığı şarkılarla nice nesiller yetiştirmiş sanatçı Nazan Öncel muhteşem performansıyla önceki akşam İstanbul Emaar Hayal Kahvesi'nde sahne aldı.
"Kendimi sahnede şarkı söylerken Ay'da yürüyor gibi hissediyorum" diyen Nazan Öncel yaklaşık iki yıldır yazdığı ilk kitabı "Yarınsız Yarını" şubat ayına kadar sevenleriyle buluşturacağının müjdesini verdi.
Nazan Öncel, " Kişisel gelişim kitaplarına mesafeli biri olarak kitap kurtlarını Nazan Öncel'in edebiyatıyla tanıştırmak istedim, umarım okurlara iyi gelir" dedi.
Yeni Birlik
20.10.2019
Müzik Boğazdan Gelir gemisi
Yaz sezonu boyunca Doğu ve Batı'nın birleştiği noktada, İstanbul Boğazı'nda
muhteşem konserlere ev sahipliği yapan Müzik Boğazdan Gelir gemisi yaz
sezonunun son konserini iki gece önce Nazan Öncel ile noktaladı. İstanbul Boğazı'nın
muhteşem atmosferinde Nazan Öncel rüzgârı demek çok hafif kalıyor, tam
anlamıyla kasırga gibi esti geçti. Sesi, duruşu, orkestrası, ambiyansı ile
mükemmel bir geceydi. Her şeyi bir kenara bırakıp, bu güçlü kadının nasıl
bir duygu dünyasında yaşadığını çok merak ediyorum. Öyle yazılanı çizileni
değil gerçekten kalbindekini dinlemeyi, onu tanımayı, o duyguların nasıl
sözlere döküldüğünü, nasıl melodilere dönüştüğünü çok merak ediyorum. Bu
duyguları yaşamadan hiçbir müzisyen bu kadar kaliteli müzikler yapamaz
kesinlikle inanmıyorum. Hattâ en büyük örneğini günümüz bestelerinde görebiliyoruz.
Ne duygu, ne heyecan var...
Diyeceğim o ki hayatta ölmeden yapılacaklar listenize bir Nazan Öncel konseri
mutlaka ekleyin, konsere giderken de yanınızda bir kutu peçetenizi götürmeyi
unutmayın. Kalbinize öyle bir dokunuyor ki göz yaşlarını tutabilen var mıdır
bilemiyorum. Tıka basa dolu kocaman bir gemi dolusu hayranını en mutlu
şekilde evine yolladığı ve Türk Pop müziğine bıraktığı unutulmaz eserlerden dolayı saygı
ile ellerinden öpüyor bir gün tekrar karşılaşmak için sabırsızlanarak bekliyorum.
Sevgi ve müzkle kalın...
gazetebirlik.com
20.10.2019
Boğazda Nazan Öncel rüzgârı
Son dönemde sosyal medyada bolca sanat nereye gidiyor tartışmalarına denk geliyorum.
Konservatuardan sınıf arkadaşlarım ve hocalarımın paylaşımları ile magazin medyasında olanları karşılaştırmaya çalışıyorum ve eğitimini aldığım sanat ile insanlara bakın bu sanat diye yapılan dayatmalara hayretler içinde seyirci kalıyorum.
Yaz sezonu boyunca Doğu ve Batı'nın birleştiği noktada, İstanbul Boğazı'nda muhteşem konserlere ev sahipliği yapan Müzik Boğazdan Gelir gemisi yaz sezonun son konserini iki gece önce Nazan Öncel ile noktaladı. İstanbul Boğazı’nın muhteşem atmosferinde Nazan Öncel rüzgarı demek çok hafif kalıyor, tam anlamıyla kasırga gibi esti geçti. Sesi, duruşu, orkestrası, ambiyansı ile mükemmel bir geceydi. Her şeyi bir kenara bırakıp, bu güçlü kadının nasıl bir duygu dünyasında yaşadığını çok merak ediyorum. Öyle yazılanı çizileni değil gerçekten kalbindekini dinlemeyi, onu tanımayı, o duyguların nasıl sözlere döküldüğünü, nasıl melodilere dönüştüğünü çok merak ediyorum. Yaşadığı hayatı, aşkları, acıları, sevinçleri hepsini merak ediyorum. Bu duyguları yaşamadan hiçbir müzisyen bu kadar kaliteli müzikler yapamaz kesinlikle inanmıyorum. Hatta en büyük örneğini günümüz bestelerinde görebiliyoruz. Ne duygu, ne heyecan var...
Diyeceğim o ki hayatta ölmeden yapılacaklar listenize bir Nazan Öncel konseri mutlaka ekleyin, konsere giderken de yanınızda bir kutu peçetenizi götürmeyi unutmayın. Kalbinize öyle bir dokunuyor ki göz yaşlarını tutabilen var mıdır bilemiyorum. Tıka basa dolu kocaman bir gemi dolusu hayranını en mutlu şekilde evine yolladığı ve Türk Pop müziğine bıraktığı unutulmaz eserlerden dolayı saygı ile ellerinden öpüyor bir gün tekrar karşılaşmak için sabırsızlanarak bekliyorum.
Sevgi ve müzikle kalın...
Aslıhan Akdağ Türker
sakaryahalk.com
16.09.2019
Sapanca’da Nazan Öncel rüzgârı
Nazan Öncel, 11. Kırkpınar Sanat Akşamları’nın kapanış programında Sapanca’da sahne aldı.
Günler önce biletleri tükenen konserinde sahneye çıkan Türk pop müziği sanatçısı ve söz yazarı Nazan Öncel, şarkılarının yanı sıra sahne performansıyla da Sapancalılar’ın beğenisini kazandı. Yaklaşık 1.5 saat sahnede kalan Öncel, eski ve yeni şarkılarını Kırkpınar Açık Hava Tiyatrosunu dolduran bin’in üzerindeki müzikseverle birlikte söyledi. Konseri boyunca şarkılarını yaptığı danslarla ve esprilerle süsleyen 63 yaşındaki sanatçının, “Allah ömür versin, kuvvet versin Ajda Pekkan bırakmadan ben de bırakmıyorum size söz” sözleri izleyenlerden büyük alkış aldı. Konserin sonunda ayakta alkışlanan sanatçı Sakaryalı müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.
marmarabasin.com
16.09.2019
Sapanca’da Nazan Öncel rüzgârı esti
Nazan Öncel, 11. Kırkpınar Sanat Akşamları’nın kapanış programında Sapanca’da sahne aldı.
Günler önce biletleri tükenen konserinde sahneye çıkan Türk pop müziği sanatçısı ve söz yazarı Nazan Öncel, şarkılarının yanı sıra sahne performansıyla da Sapancalılar’ın beğenisini kazandı. Yaklaşık 1.5 saat sahnede kalan Öncel, eski ve yeni şarkılarını Kırkpınar Açık Hava Tiyatrosunu dolduran bin’in üzerindeki müzikseverle birlikte söyledi. Konseri boyunca şarkılarını yaptığı danslarla ve esprilerle süsleyen 63 yaşındaki sanatçının, “Allah ömür versin, kuvvet versin Ajda Pekkan bırakmadan ben de bırakmıyorum size söz” sözleri izleyenlerden büyük alkış aldı. Konserin sonunda ayakta alkışlanan sanatçı Sakaryalı müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.
eskiseyler.com
22.08.2019
Nazan Öncel'in 1990'lardaki Tecrübelerini Özetleyen Politik Albüm: Demir Leblebi
1990'lar Türkçe popu dinlemek kadar, hakkında yazılan böyle nitelikli kritikleri okumak da bir o kadar
keyifli.
Nazan Öncel'in 10 Mart 1999 tarihli albümünün, çok satmamasına rağmen kendisinin kariyerinde özel bir iş
olarak
kalmasının hikayesi.
Nispeten kalabalık bir grupla cd çaları bir arabada uzun bir yolculuğa çıkma
arefesi herkesi
mutlu edecek bir cd ararken, ve Nazan Öncel şarkıları adlı saygı albümünü gördüm. Farklı tarzdan sanatçılar
ve tarz bir
şarkı yazarı. Tabi döndüre döndüre dinledim. Bazı yorumlar iyi, bazıları orijinalinin aynısı, bazı yorumlar
eh işte, bir
tanesi de kötü. Ama asıl bahsetmek istediğim bu albüm değil. albümde beni en çok etkileyen Nazan Öncel'in
şarkı
yazarlığının ne kadar güçlü olduğuydu. Özellikle 90'larda yayınladığı şarkıların pek bir benzeri yok; çok
dobra,
şiirsel, vurucu, ağzı bozuk, eğlendirirken bile alttan alta lafını esirgemeyen bir kalemi var. Müzikal
olarak da
yelpazesi çok geniş. İmaj olarak da dikkat çekici, kendinden emin. Bunun belki de en belirgin olduğu albüm
ise 'Demir Leblebi'.
Demir leblebi'den birkaç adım geri dönelim bir süre için.
Bendeki
en eski Nazan Öncel görüntüsü 'Aynı Nakarat' şarkısı ve klibi. Türkiye'nin çoğu da kendisini o zaman tanıdı.
Ama Öncel'in müzikal geçmişi bence çok ilginç. Kendini 1970'lerde İzmir'in canlı müzik hayatının cafcaflı
dönemlerinde sahneye atan, bir arabesk söyleyen, bir tango söyleyen, bir alaturka söyleyen, bir pop söyleyen
bir sanatçı öncel. Tüm bu tarzların içiçe geçip, bir de disko sosu yedirildiği 'Yağmur Duası' ile 1982'de
ilk uzunçalarını yayınladı ama müzikal olarak çok dikkat çekmemişti. Bugün geriye bakıp Öncel'den 'Zalimin
Zulmü' ve 'Damarımda Kanımsın' dinlemek çok acayip. Sanki bambaşka bir şarkıcı dinliyoruz. Zaman zaman
bugünkü Öncel'den teknik olarak daha iyi performanslar gelse de albümde kendi rengini bulamamış. Ama o dönem
özellikle kadın sanatçılar arasında çok ender rastlanan bir şey yapıyordu Öncel ve çoğu şarkısını kendi
yazıyordu. Ama bu da dikkat çekmedi. Albüm tutmayınca Öncel müzik hayatına bir süre ara verse de 90'larda
patlayan pop müzik onu heyecanlandırdı ve dönemin genç yeteneği İskender Paydaş ile 'Bir Hadise Var'ı
yayınladı. Albüm kapağı çok alaturka dursa ve aynı plak şirketinden o sene çıkan Emel Sayın'ın albüm
kapağının neredeyse aynısı olsa da kapağın altındaki şarkılar dönemin pop ruhuna uygundu. Tekerleme gibi
sözleri cin gibiydi, şakacı ama derindi. Hüzünlendirmek istediğinde ise tokat gibi çarpıyordu. Öncel'in
üçüncü albümü 'Ben Böyle Aşk Görmedim'i onun deli kızın türküsü'süydü. Sanatçının hem kaleminin hem de
müziğinin ne kadar yaratıcı olduğunun bir göstergesi bir albümdü. Dönemin ruhuna çok ters duran, akustik ve
içten göç ise tam bir kış albümü. Yumuşacık. 'Sokak Kızı' da bir öncekinin tam tersine sert ve isyankâr.
Yani her albümde Öncel, kendini yeniliyordu. Bu sırada 90'lar neredeyse bitmekteydi ama Öncel'in bohçasında
ise bir büyük bomba daha vardı.
Satış rakamlarını bilmiyorum ama "sokak kızı" albümü ile Öncel
popülarite olarak kendi zirvesindeydi
'Erkekler De Yanar', 'Ben Sokak Kızıyım' ve 'A Bu Hayat' o dönem
bol bol çaldığına göre... hem de yazdığı şarkılar öyle kolay yenilip yutulacak şarkılar olmamasına rağmen.
Ama pop müziğin zirvesi yıllardır Sezen Aksu'ya aitti. Aksu ve Öncel'in ilişkisi sıcak başlamıştı. keza
Aksu, sokak kızı albümünde Nazan Öncel'e geri vokal bile yapmıştı. Ama iki sanatçı da kendi şarkılarını
yazan, hafif çatlak ama güçlü kadın imajında olunca birbirleri ile karşılaştırılmaları kaçınılmazdı. Hülya
Avşar, Öncel'i konuk ettiği şov programında bu benzerliği öne çıkarınca Öncel oldukça sinirlendi ve bu olay
Öncel'in bu konuda ne kadar hassas olduğunu ortaya çıkardı. Medya da bunu hassasiyetle kaşıdı durdu. Kısa
süre sonra Sezen Aksu'nun seni yerler'e çektiği klibin erkekler de yanar'ın klibine benzerliği gazetelere
çıktı ve bu haberler ikili arasındaki ilişkileri daha da gerdi. Son olarak da Nazan Öncel, dönemin önemli
siyaset dergilerinden nokta'dan cumartesi anneleri ile ilgili bir proje teklifini samimi bulmayıp
reddederken, Sezen Aksu aktüel dergisinde promosyon olarak yayınlanacak "cumartesi anneleri" şarkısını
kaydetti. Öncel, daha sonra Roll dergisine verdiği röportajda bu olayı anlatırken Aksu'dan "adını vermek
istemediğim yapay bir insan" olarak bahsetmekteydi
Bir de kendi özel hayatındaki sıkıntılar, Öncel'in
biraz daha karanlık ve sinirli bir havaya bürünmesine neden oldu. Arası çok iyi olmadığı babasını 1998'de
kaybetti. Belki hem kariyerinde hem özel hayatındaki gelişmelerin de etkisi ile Öncel, sınırlarını biraz
daha zorlamak
istedi. Kalemini keskinleştirdi, seçtiği konularda toplumun tabularını hiç sallamadı, elektronik müziği
daha fazla
kullanmaya başlarken, farklı müzikal tarzları bir araya getirmekten çekinmedi.
Demir Leblebi de
Öncel'e
müzikal anlamdaki kankaları İskender Paydaş ve Hamit Ündaş destek çıkmaya devam etmiş
Bu nedenle
Öncel'den
duymaya alıştığımız tarzda şarkılar duymaya devam ediyoruz. "sokak kızı"ndan kalan bir rock havası bir
miktar devam
ediyor. Ama "ben böyle aşk görmedim"in elektronik havası ile "göç"ün hüznünden de yansımalar var. Albümün
son şarkısına
kadar müzikal bir sürpriz yok. kayıtlar, müzikal pasajlar, enstrümanlar, hepsi on numara. albüm
kitapçığındaki resimler
şarkıların anlattıkları ile çok uyumlu. Albüm kapağını da sempatik bulurum.
1. Beni Söyletme
albümün açılışını yapan beni söyletme, oldukça tatlı bir pop rock şarkısı. yukarıda bahsettiğim o sert
dilden, keskin kalemden çok fazla nasibini almamış bir eser bu. e adından belli. öncel, "beni söyletme"
dese de albümün devamında lafini sakınmayacak. sert bir albüme yumuşak bir giriş yapıyoruz aslında.
"başlarım senin gönül çarkına" sözü burada tek istisna olabilir. rock altyapısı şarkıyı bir önceki albümün
sound'una yaklaştırıyor. özellikle "mümkünse gönderme" kısmını dinlemesi aşırı zevkli geliyor. ama asıl
güzelliği yaylılı, darbukalı, alaturka havası. sözlerindeki içmek ve unutmak teması ile şarkının ortasına
bir çilingir sofrası kuruluyor. aslen louis aragon'un dillendirdiği "mutlu aşk yoktur" sözünü (ki zülfü
livaneli de bu sözü kullanmıştı) de nazan öncel, bu çilingir sofrasının ortasına yerleştiriyor. bestesinde
olmasa da sözlerdeki üzüntünün üstüne tuğlalar koyarak albüm ilerliyor.
2. Bu Havada Gidilmez
of of... bu havada gidilmez nasıl güzel bir şarkıdır yarabbim. öncel, bildiğimiz gibi "gitmek" ve
"kalmak" hakkında çok söz söylemiş ve gitgeller yaşamış bir şarkı yazarı. bu şarkıda gönlü kalmaktan yana.
ama zamanında gitme kal bu şehirde derken biraz daha sade ve direkt iken, öncel bu sefer isteğini daha
şiirsel bir şekilde iletiyor: "beni bırakıp gitme bir yere, gidersen unutursun, dilerim böyle olmaz, bu
havada gidilmez, güneşli günde gidilmez, aslında hiç gidilmez". ilyas tetik'in çaldığı ud yüreğe işliyor.
işin ilginci bu alaturka nameler, şarkının elektronik altyapısı ile çok iyi bir uyum içinde. bu elektronik
altyapı, şarkının çok damar ya da çok ağlak olmasının da önüne geçmiş. dinlemeyi daha zevkli kılmış.
şarkının benim için tek nazar boncuğu "son günüme kadar, kalp durana kadar, aşk mezara kadar" kısmında
öncel'in cümle ortasında es vermesi. en başından beri bu tercihe pek alışamadım. oralar hep bir miktar
tekliyor gibi geliyor. manuş baba'nın yorumunda bu kısım bence olması gerektiği hale gelmiş. onun dışında
ise çok etkileyici bir şarkı. şarkı albümün ilk basımlarında yer almıyor. ama iyi ki öncel ve ekibi
üşenmeyip, bu şarkıyı ekleyerek albümü tekrardan basmışlar.
3. Hep Yalnız
hep yalnız ile bir hüzün denizinde yüzmeye devam ediyoruz. öncel'in albümlerinde sadece söz ve
düzenlemenin değil, melodinin de çok öne çıktığını görürüz. şarkılara çok özel introlar ya da solo
performanslar eklenir. bu şarkının da introsuna özenildiği çok belli. kıtası ayrı güzel, nakaratı ayrı
güzel. kıtaların sakinliği, nakaratta yavaş yavaş artan vokal, kıtalar, nakarat derken dalga dalga
dinleyiciye vuran bir şarkı gibi geliyor bana. vokalin, kelimelerin anlatmak istediğini çok iyi yansıttığını
düşünüyorum. mesela "bu aşk benim bedenime göre değil" derken öncel'in hayal kırıklığını, "bugün kötü
günümdeyim" derken öncel'in içindeki sıkıntıyı duymak mümkün. biraz kıyıda köşede bir şarkı gibi gözükse de
bence albümün en iyilerinden.
4. Kunduram Sandukam Zembilim
albümün en acayip şarkılarından biri kunduram, sandukam, zembilim. ismi öncel'in şakacı şarkılarından
biri gibi gözükse de (ya da ben "eveleme, geveleme, develeme" şarkısı ile gereksiz bir benzetme kuruyorum)
aslında şarkı öncel'in en orijinal bestelerinden ve vokal performanslarından birine sahip. eğer duysaydı
kızardı ama bu şarkıdan bir ışık doğudan yükselir albümü havası alıyorum. modern bir türkü formatında
olmasından böyle bir benzetme kurmaktaydım. "varamıyom", "göremiyom" gibi halk ağzı çekimlerin yanında, potuk, göynek, zembil gibi kelimelerin kullanılması ile bana bu şarkıyı kafasında yemenisi ile bir köy kızı söylüyormuş gibi geliyor. şarkıyı taşıyan bağlamanın da bu türkü havasının oluşmasında rolü var. ama şarkının düzenlemesi klasik halk müziği formatında hiç değil. elektronik enstrümanlarla beraber bir sentez ortaya çıkarılmış. şarkıda çok ağır bir hasret var. birbirleri ile sadece rüyada görüşebilen bir çifti anlatan şarkının "bir özgürlük çayına hasret mi öleceğiz" kısmını ne zaman duysam, sözler kulaklarımı pas geçer ve direkt kalbimi sızlatır.
5. Aşıklar Parkı
bu noktada bir ağır şarkı daha gelse bilekleri yatay keserdim herhalde ama nazan öncel hayatımı kurtarıp
albümün en hareketli şarkılarından aşıklar parkı'nı patlatıyor. şarkının bestesi aslında öncel'in ilk albümü
yağmur duası'nda yer alan ben yalnız seni sevdim'in bestesi. orijinal beste ve düzenleme soft arabesk
diyebileceğimiz bir tarzda. sözlerinde de çok dikkat çeken bir şey yok. böyle düz bir şarkıdan aşıklar parkı
gibi başarılı bir şarkı çıkarmak çok büyük yetenek. albümün ilk şarkısı "beni söyletme" ile bazı
benzerlikler var. düzenlemede yine yaylılar, yine darbuka, aynı zamanda da elektro gitar var. ama bu şarkı
müzikal olarak ilk şarkıdan çok daha fazla numara içerdiği için kulaklarım için daha doyurucu. çok kıpır
kıpır bir girişi var. şarkı boyunca da bu giriş melodisini sık sık dinliyoruz. özellikle şarkının
orijinalinde olmaya nakarat kısmı çok eğlenceli. öncel "of dedim of of dedim" derken hafif bir gülümseme ile
bir of da biz çekiyoruz. "sen bir mikropsun sen", "hadi kızım kalk git evine, zıbar dedim" kısımları da hem
gülümsetiyor hem de öncel'in kendine has bozuk ağzının da hoş örneklerinden olarak dikkat çekiyor.
6. Zor Dünya
zor dünya ile tekrardan karanlık bir havaya bürünüyoruz. biraz garip bir eser. bunda nazan öncel'in vokal
performansının büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. bazı yerlerde sesini sanki gereğinden fazla titretiyor.
kötü değil ama rahatsız edici. büyük ihtimalle şarkıdaki ölüm temasına uygun olarak bilinçli bir şekilde
yaratılan bir rahatsızlık bu. bir yandan eller üzerindeki son yolculuk, yalanlar, anlaşmazlıklar
anlatılıyor, bir yandan da öncel sesini farklı farklı şekillere sokuyor. klavye, şarkının boşluklarını
doldururcasına yoğun bir şekilde şarkıya eklenmiş. uzunca da bir şarkı bu. 5,5 dakika sürüyor. bu kadar
karanlık bir şarkıyı bu kadar uzun tutmak da cesur bir hareket. sonuç olarak müzikal olarak belki o kadar
olmasa da hissiyat olarak sert bir şarkı ortaya çıkıyor. albümdeki favori şarkılarımdan olmasa da yapmaya
çalıştığı şey anlayıp , takdir de ettiğimi söylemem lazım.
7. Hızlı Yaşarken
bu arada burada belirtmem lazım ki demir leblebi albümünü daha önce baştan sona hiç dinlememiştim. ilk
kez dinlerken de ayıptır söylemesi uyuyakalmışım. hızlı yaşarken başladığı anda uyanıp "yuh ya uyumuşum,
albüm bitmiş, spotify shuffle'a geçmiş, hatta dee çalıyor" diyerek gözlerimi açmıştım. tabii sonra öncel'in
vokali başlayınca bir an afalladım. sen git, randy rhoads babanın mükemmel eseri dee'yi al, intro yap. bunun
hikayesini öğrenmek isterdim doğrusu. internette gitarları kimin çaldığını da öğrenemedim ama çalan çok iyi
çalmış. müzikal olarak çok tatlı, akustik bir eser. akustik gitarlar çok güzel notalar ve oldukça kaliteli
bir solo çalarken, gitar ile çok uyumlu notalar çalan bas gitar da düzenlemede oldukça öne çıkarılmış. nazan
öncel'in ses tonu bu şarkıda çok naif ve sevimli. ama böyle pamuk şeker bir müziğin üstüne nazan öncel pek
bir ters köşe sözler yazmış. sözlerin bir eski sevgili/yeni dosta yazıldığını düşünmüştüm ama deniyor ki
oğluna yazmış, o daha da ters köşe bir durum. hangi türk pop şarkıcısı rahatlıkla piyasa bir pop şarkıya
çevirebileceği bu bestenin nakaratını "onu nasıl becerdiğini anlatma" diye başlatır? elbette nazan öncel. bu
"becerme" muhabbeti, "beni gerçekten istiyorsan, kendine biraz hükmet" ya da "hızlı yaşarken genç öleceksin
ne yazık korkarım" gibi sözlerin insanın kendi oğluna söylemesi tuhaf. şairin de dediği gibi "sigmund freud
analyze this".
8. Kötülere Bi'Şey Olmaz
albümün tek sevmediğim şarkısı kötülere bi'şey olmaz. bu şarkıda diğerlerinde olduğu gibi alaturka pop
rock havası vermek istemişler ama biraz fazla mı kaçmış, bilmiyorum ki. herhangi bir popçunun herhangi bir
albümünde olabilecek bir beste bu. söz olarak da öncel'in şarkıda gereksiz agresif olduğunu düşünüyorum.
"şanslı köpek", "yuh sana", "domuzsun sen" diye hakaretleri sıralamış. onun dışında ne söz ne müzik
anlamında pek bir numarası var. eğlenceli desen çok değil, protest desen değil, pop desen değil, alaturka
desen değil. fazlasıyla düz bir şarkı.
9. Kız Bebek
geldik albümün en kışkırtıcı üç şarkısına. kız bebek ile açılışı yapıyoruz. müzikal olarak oldukça
sempatik şarkılardan biri bu. kemanlar, zamanında beyoğlu'nda çalan enstrümantal müziklere benziyor. avrupai
ve pozitif. çok da hoş bir keman solosu var şarkıda. gel gelelim sözler memleketin karanlık yüzünü yüzümüze
yüzümüze vuran bir otobiyografik hikaye. aslında öncel ailesi izmir'de yaşayan, eğitimli, modern
diyebileceğimiz bir aile ama gel gelelim kız bebek doğunca ilkellige dönülüyor. öncel'in babası eşini ortada
vahim bir hata varmış gibi suçluyor, eve gelmiyor ve kızına isim vermiyor. işin acısı bugün bile bu hikayeye
"bu nasıl bir şey?" diyemiyoruz çünkü biliyoruz ki hala bu ülkede böyle şeyler yapacak azımsanamayacak kadar
baba var. öncel, bu anıyı anlatıp, "ben bir kadınım ama önce insanım" diyerek asıl mesajını doğrudan
veriyor. şarkının ikinci kısmında kadınlık ile anneliği bir araya getirmesi belki bazı feministleri
kızdırıyordur ama öncel burada daha doğar doğmaz aşağılanmasına, ona "kötü kadın" denmesine rağmen tek
başına bir çocuk büyütecek kadar güçlü olduğunu anlatarak mücadele etme arzusunu başarıyla vurguluyor.
şarkının sonunda öncel'in "istemem istemem ona baba demem" demesi bence çok acıklı. ahmakça bir nedenden
dolayı küçücük bir kıza baba sevgisinin gösterilmemesi ne kadar trajik. o küçük kızın üvey babasından da
darbe yemesi işi daha da dramatik yapıyor ama o hikayeye biraz daha vakit var.
10. Sokarım Politikana
albüm çıktığında, sokarım politikana şarkısı çok büyük olay olmuştu. hortumlanan bankalar, ekonomik
buhran, susurluk, derin devlet, darbe, 28 şubat, tarikatlar vs. derken, millet o dönem politikadan artık
iğreniyordu. böyle bir dönemde, "sokarım politikana" denmesi çok ilgi çekti. şarkının ara ara olacak o
kadar'da kullanıldığı gibi hafiften silik bir anı var kafamda. ama genele baktığımızda şarkının üstündeki
çok da pozitif bir ilgi değildi. evet, millet politikadan nefret ediyordu ama bir şarkının adında "sokarım"
olmasına da kimse hazır değildi. bu nedenle öncel'i sansasyon yaratmakla suçlayan çok oldu. haklılardı da.
öncel, elbette insanları kışkırtmak istiyordu. ama bilinmeyen bir şey daha vardı ki bu şarkı aslında
politika ile ilgili değildi. şarkı bir aşk şarkısıydı. ağır ağır ilerleyen, rock esintili bir melodinin
üstüne nazan öncel yine bütün siniri ile aşkta kaybetmesinden, karşısındakinin oyunlarından bahsediyor ve
aşkı doğru dürüst yaşamadan, aşkta "politika" yapanlara saydırıyordu. hatta şarkının sonunda şöyle içten bir
"hasss" diyordu da gerisi gelmiyordu. şarkı ismen çok bilinse de çoğu kişi şarkının kendisini bilmez. bu da
üzücü çünkü altyapısı, düzenlemesi ve "kışkırtma" derken çıktığı tizleri ile bence çok leziz. ama tabii ki
şarkının tavrı, şarkının müzikalitesinin çok daha önünde ve bu tavır çok daha konuşmaya değer.
11. Demirden Leblebi
bir albümde "sokarım politikana" diye bir şarkı olacak bu bu şarkı albümün en çok konuşulan şarkısı
olmayacak. ne kadar saçma, değil mi? ama bahsettiğimiz albüm "demir leblebi" ve albümü, hatta nazan öncel'in
bir dönemini, kapayacak şarkı ise demirden leblebi. şarkı, pop müzik endüstrisini geçtim, türkiye'de hiçbir
müzik tarzında duyamacağımız kadar dürüst, sansürsüz ve rahatsız edici sözlere sahip. müzik olarak da
oldukça avangard. şarkıyı bir hiphop beat'i taşıyor, arada yaylılar giriyor. vokal bazen tek ilerliyor,
bazen çift oluyor. bu çiftler bazen uyumlu, bazen ayrı tellerden çalıyor. bazen vokal cümle ortasında
duruyor. fısıldıyor. şarkı söylüyor, konuşuyor. karman çorman. bu yüzden sadece müzik ve vokal performansı
olarak baktığımızda şarkı hiç güzel değil. ama "zor dünya"da da dediğim gibi bu şarkının güzel olmaması
bilinçli bir tercih. bu şarkı neden güzel olsun ki? hele konu bu kadar can acıtıcıyken. zaten farklı
tarzlara kapısı açık duran öncel, 90'larda türkiye hava sahasına giriş yapmış rap müziğin cesaretini, hikaye
anlatıcılığını kullanarak yıllarca içinde saklı tuttuğu hikayeyi şarkıya yansıtıyor. şarkı dinleyiciye
değil, öncel'in annesine söyleniyor. küçük nazan, kardeşine annelik yaparken üvey babası tarafından uğradığı
tacizi açık açık bu şarkıda annesine (dolaylı olarak da bize) anlatıyor. olay sadece tacizin kendisi değil,
onun öncel'in hayatına uzun vadede nasıl kötü bir etkide bulunduğu ve de en yakınından bile bu küçük kızın
destek göremiyor oluşu şarkının en az taciz kadar can acıtıcı temalarından.
bir önceki şarkı gibi bu şarkı da "öncel, sansasyon yaratıyor" suçlamasını doğurdu. ama ben bu şarkının
arkasında bir matematik, plan, program, gizli istek olduğuna inanmıyorum. şarkı o dönem haberlere, köşe
yazılarına konu oldu ama öncel hatırladığım kadarıyla hiçbir zaman bu tacizi reklam malzemesi yapmadı.
gerçek bir sanatçı gibi şarkısında söyleyeceğini söyledi, orada noktayı koydu. elbette ilerleyen yıllarda
öncel, kadın cinayetleri, tacizleri, tecavüzleri konusunda sesini çıkarmamazlık etmedi ama tavrını bu
şarkıdan bağımsız gösterdi. halbuki istese bu şarkının ekmeğini yerdi, yemedi. "annesinin sütü, babasının
çükü" diyerek dokuz yaşındaki bir kızın hayata ne kadar acı bir şekilde başladığını tarihe kazıdı.
Demir leblebi, nazan öncel'in en iyi albümü müdür, bilmiyorum
olmama ihtimali yüksek. ama şarkıcının en otobiyografik albümü desek doğru, en agresifi desek doğru, en
sıradışısı desek o da doğru. türk müzik tarihinde kendine has bir yeri var. ha, müzikte bir devrim mi
yarattı? hayır. nazan öncel'in 90'lardaki tavrı, 2010'larda ceylan ertem, mabel matiz, manuş baba gibi
alternatif popçulara örnek oldu ama bu isimlerden hiçbiri demir leblebi gibi cesur bir albüm kaydetmedi,
kaydedemezdi. keza böyle cesur başka bir albüm için gerekli siyasal ve toplumsal ortam hiç olmadı. albüm
çok da satmadı. büyük kitlelere ulaşmadı. öncel, bir de hülya avşar ile yine avşar'ın şov programında
kavgaya tutuştu. elbette halk, sokak kızı nazan'ın değil, assolist hülya'nın yanındaydı. çok itici bulundu,
medya da öncel'i daha da itici göstermek için elinden geleni yaptı. ağustos 99 depremi sonrasında albüm
iyice kayboldu gitti. öncel de bir süre sessizliğe büründü. 2001'de geri dönüşü tarkan ile oldu. tarkan, hem
sezen aksu ile avrupa'da büyük başarı kazanan şımarık'ın telif hakları yüzünden kavga etmesi, hem de artık
farklı şarkılar söyleme isteği nedeniyle aksu ile yollarını ayırmıştı. bu dönem öncel ve tarkan bir araya
geldi ve hüp, her nerdeysen, dudu, bu şarkılar da olmasa gibi tarkan adına başarılı şarkılar ortaya çıktı.
demir leblebi ile eteğindeki taşları artık tamamen dökmesi sonrası rahatlayan öncel, tarkan'a verdiği
şarkıların getirdiği piyasa başarısıyla yan yana fotoğraf cektirelim albümü ile kendini 90'lardeki
alternatif havasından çok uzak, şıkır şıkır bir pop müziğe yönlendirdi. albümü sevdim mi? hayır. bu
entry'nin başında adı geçen cd çalarlı araba ile gidilen başka bir uzun yolculukta maalesef saatlerce
dinlemek zorunda kaldığım o albümden hiç zevk almamıştım. şimdi dinlesem de seveceğimi sanmıyorum. ama
öncel'in hep acı çekmesini, hep karanlık albümler yapmasını isteyecek kadar da bencil değilim. sanatçı çok
iyi albümler kaydetti, demir leblebi ile zirve yaptı, bundan sonra daha pop şarkılarla mutlu ise ve para da
kazanıyor ise bana diyecek bir şey düşmez. nasıl olsa demir leblebi her zaman orada, dinlemeye hazır olacak.
kolay kolay da etkileyiciligini kaybedeceğini sanmıyorum.
4/5 verdim gitti.
Albümün en iyi anlatan şarkıları: aşıklar parkı, hep yalnız, sokarım politikana
İstanbullular, özlemini Türk pop müziğinin, aşkı, ayrılığı en iyi anlatan isimlerinden biri Nazan Öncel’in Manuş Baba’yla düet yaptığı ‘Kimler Gelmiş’ şarkısıyla dile getirdi...
t24.com.tr
27.06.2019
Belediye çalışanları, İmamoğlu'nu "Kimler gelmiş" şarkısıyla karşıladı
Belediye çalışanları İmamoğlu'nu Nazan Öncel'in "Kimler gelmiş" şarkısıyla karşıladı. İmamoğlu İBB binasının içinde görevi alırken; dışarıdaki hoparlörlerden de Nazan Öncel’in “Vay vay vay kimler gelmiş, Günlerdir nerelerdeymiş...” şarkısı çalındı.
krttv.com.tr
27.06.2019
Bu şarkı ile karşılandı
Belediye çalışanları mazbatasını alan Ekrem İmamoğlu’nu Nazan Öncel’in “Kimler gelmiş” şarkısıyla karşıladı.
odatv.com
27.06.2019
İmamoğlu'na belediye çalışanlarından Nazan Öncel sürprizi
23 Haziran seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını rekor oyla kazanan CHP’li Ekrem İmamoğlu devir teslim töreniyle koltuğuna oturuyor.
İmamoğlu’na belediye çalışanları da bir sürpriz hazırladı.
Çalışanlar yeni başkan Ekrem İmamoğlu’nu Nazan Öncel’in “Kimler gelmiş” şarkısıyla karşılayacak.
Belediye çalışanlarının İmamoğlu için çaldığı şarkının sözleri şöyle:
Gelir mi gelmez mi derken/
İnce ince düşünürken/
Bir çiçekle kalkmış gelmiş/
Film orada kopmuş zaten/
Canım olur kendileri/
Anlayan anladı beni/
Laci'leri çekmiş gelmiş/
Dibim orada düştü zaten/
Vay vay vay kimler gelmiş/
Günlerdir nerelerdeymiş/
Özleyesi gelmiş birden/
Çok pis özlemişim zaten/
Tam içim kararmışken/
(Ruhsuz ruhsuz dolaşırken)/
Günüme can kattı resmen/
Derken derken akşam oldu/
Erken erken.../
Derken derken beni benden aldı/
Resmen.../
İnsan bazen susmak ister/
Susmak da güzeldir bazen/
Bazı bazı heyecan ister/
Öyle bir gün yaşandı cidden/
gercekgundem.com
24.05.2019
Berdan Togay'dan üvey annesi Nazan Öncel’e dava
2017’de vefat eden Akşit Togay’ın ABD’de yaşayan oğlu Berdan Togay, mirastan düşen payını almak için üvey annesi Nazan Öncel’e dava açtı
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme, Nazan Öncel’in oturduğu Kemerburgaz’daki villada keşif yapılıp evin değerinin tespit edilmesine karar verdi. 14 Haziran’da villada keşif yapacak olan bilirkişi, Berdan Togay’a düşen hisseyi de hesaplayacak.
enbursa.com
24.05.2019
Sezen Aksu ile Nazan Öncel buluştu
Nazan Öncel’in sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı sürpriz paylaşım takipçilerini heyecanlandırdı.
Pop müziğin iki usta ismi Sezen Aksu ve Nazan Öncel yıllar sonra bir araya geldi.
Nazan Öncel, Sezen Aksu ile çektirdiği fotoğrafı Instagram hesabından paylaştı.
Öncel, paylaştığı Sezen Aksu fotoğrafına “İzmir'in kızları… Sürpriz mi desem, albüm mü desem… Anladınız siz onu” notunu düştü. İkilinin ortak bir albüm yapacak olma ihtimali sevenlerinde tebessüm yarattı.
mynet.com
24.05.2019
Sezen Aksu ile Nazan Öncel buluştu
Nazan Öncel’in sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı sürpriz paylaşım takipçilerini heyecanlandırdı.
Pop müziğin iki usta ismi Sezen Aksu ve Nazan Öncel yıllar sonra bir araya geldi.
Nazan Öncel, Sezen Aksu ile çektirdiği fotoğrafı Instagram hesabından paylaştı.
Öncel, paylaştığı Sezen Aksu fotoğrafına “İzmir'in kızları… Sürpriz mi desem, albüm mü desem… Anladınız siz onu” notunu düştü. İkilinin ortak bir albüm yapacak olma ihtimali sevenlerinde tebessüm yarattı.
projekadini.com
24.05.2019
Nazan Öncel müjdeyi verdi
Türk Pop müziğinin en büyük iki ismi Nazan Öncel ve Sezen yıllar sonra bir araya geldi. Nazan Öncel, Sezen Aksu ile çektirdiği fotoğrafı Instagram hesabından paylaşarak yeni albüm çıkaracağının sinyallerini verdi.
Nazan Öncel, yeni albüm çıkarma konusunda Sezen Aksu ile buluştu. Türk pop müziği açısından büyük önem taşıyan bu buluşma, kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.
Sezen Aksu ile olan fotoğrafına ‘’İzmir’in kızları… Sürpriz mi desem, albüm mü desem… Anladınız siz onu’’ notunu düşen Nazan Öncel, yeni bir albüm hazırlıklarında olduğunu belirtti. Yıllarca birbiriyle görüntülenmeyen, bir araya pek gelmeyen ve rakip olarak görülen Türk pop müziğinin dev iki ismi, Nazan Öncel’in sosyal medya paylaşımı ile bu tartışmaları sonlandırarak, ortak bir albüm yapacak olma ihtimalleriyle sevdiklerinde bir heyecan yarattı.
ntv.com.tr
24.05.2019
Üvey oğlundan Nazan Öncel’e dava
2017’de vefat eden Akşit Togay’ın ABD’de yaşayan oğlu Berdan Togay, mirastan düşen payını almak için üvey annesi Nazan Öncel’e dava açtı.
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme, Nazal Öncel’in oturduğu Kemerburgaz’daki villada keşif yapılıp evin değerinin tespit edilmesine karar verdi.
Hürriyet'ten Özge Eğrikar'ın haberine göre; 14 Haziran’da villada keşif yapacak olan bilirkişi, Berdan Togay’a düşen hisseyi de hesaplayacak.
Hürriyet Kelebek
22.04.2019
Nazlı Ay düeti
Nazan Öncel, önceki akşam IF Performans Hall sahnesindeydi.
"Sahnede şarkı söylerken kendimi Ay'da yürüyor gibi hissediyorum" diyen Öncel, seyirciler arasındaki
Gonca Vuslateri'yi sahneye davet etti. Öncel ve Vuslateri, 'Nazlı Ay' şarkısını seslendirdi.
magazinburada.net
21.04.2019
Nazan Öncel'den sahnede Gonca Vuslateri sürprizi!
Beşiktaş IF Performancehal’de sahne alan Türk Pop müziğinin önemli ismi ünlü sanatçı Nazan Öncel'den Gonca Vuslateri sürprizi...
Sahnede şarkı söylerken 'kendimi Ay’da yürüyor gibi hissediyorum' diyen Nazan Öncel sevenlerine sürpriz yaparak seyirciler arasında kendisini dinlemeye gelen oyuncu Gonca Vuslateri’ni sahneye davet etti.
Birlikte şarkı söylediler
Öncel ve Vuslateri “Nazlı Ay” şarkısını birlikte seslendirdiler. Muhteşem düetin ardından Nazan Öncel şunları söyledi ; “Deli delinin gözüne bakarak anlarmış. İki deli yan yana geldik. O zaman ilk kez buradan duyuralım, kendine özgü oluşunu, insan olarak hassasiyetini, ve sesini sevdiğim Goncam ‘Ve Nazan Öncel Şarkıları”nın ikinci tribüte albümünde bir şarkımızı okuyacak” Bunun üzerine Gonca Vuslateri “Biz bütün gençler senin yazdığın sözlere, yanımızda oluşuna, tüm mücadelemizde, her şeyimizde yanımızda oluşuna minnettarız” dedi.
magazinmatik.com
21.04.2019
Nazan Öncel Gonca Vuslateri ile Düet Yaptı
Türk Pop müziğine adını altın harflerle yazdırmış, müziğe emek vermiş, yazdığı şarkılarla nice nesiller yetiştirmiş sanatçı Nazan Öncel muhteşem performansıyla önceki akşam Beşiktaş IF Performancehal’desahne aldı.
Sahnede şarkı söylerken kendimi Ay’da yürüyor gibi hissediyorum diyen sanatçı Sevenlerine sürpriz yaparak seyirciler arasında kendisini dinlemeye gelen oyuncu Gonca Vuslateri’ni sahneye davet etti.
magazinkolik.com
21.04.2019
Nazan Öncel - Gonca Vuslateri... 'iki deli yanyana geldik'
Türk Pop müziğine adını altın harflerle yazdırmış, müziğe emek vermiş, yazdığı şarkılarla nice nesiller yetiştirmiş sanatçı Nazan Öncel muhteşem performansıyla önceki akşam Beşiktaş IF Performancehal’de sahne aldı.
Sahnede şarkı söylerken kendimi Ay’da yürüyor gibi hissediyorum diyen sanatçı Sevenlerine sürpriz yaparak seyirciler arasında kendisini dinlemeye gelen oyuncu Gonca Vuslateri’ni sahneye davet etti.
Öncel ve Vuslateri “Nazlı Ay” şarkısını birlikte seslendirdiler. Muhteşem düetin ardından Nazan Öncel şunları söyledi;
“Deli delinin gözüne bakarak anlarmış. İki deli yan yana geldik. O zaman ilk kez buradan duyuralım, kendine özgü oluşunu, insan olarak hassasiyetini, ve sesini sevdiğim Goncam ‘Ve Nazan Öncel Şarkıları”nın ikinci tribüte albümünde bir şarkımızı okuyacak” diye konuştu.
Bunun üzerine Gonca Vuslateri “ Biz bütün gençler senin yazdığın sözlere, yanımızda oluşuna, tüm mücadelemizde, her şeyimizde yanımızda oluşuna minnettarız” dedi.>
ntv.com.tr
06.03.2019
Yaşar Gaga anısına ünlülerden yeni albüm: Âlâkasız Şarkılar Vol.2
Ata Demirer, Şafak Sezer, Nazan Öncel, Emel Müftüoğlu, Kenan Doğulu gibi isimler Yaşar Gaga anısına hazırlanan Alakasız Şarkılar Vol.2 adlı albümde buluştu.
Yaşar Gaga’nın anısına hazırlanan Alakasız Şarkılar Vol.2 albümünde Ata Demirer, Şafak Sezer, Nazan Öncel, Emel Müftüoğlu, Kenan Doğulu ve Hande Yener gibi isimler bir araya geldi.
Ata Demirer, sözü ve müziği Sezen Aksu’ya ait olan Şanıma İnanma şarkısını seslendirirken, Şafak Sezer ise sözü ve müziği Orhan Gencebay imzalı Elhamdülillah şarkısını söyledi.
7 Mart’ta (Yarın) piyasaya çıkacak olan ve Türk müziğinin dev isimlerini bir araya getiren Yaşar Gaga Alakasız Şarkılar albümünün en renkli parçalarına imzasını atan Ata Demirer ve Şafak Sezer dinleyenleri epey şaşırtacağı belirtiliyor.
magazinhaberajansi.com
04.03.2019
Müslüm Gürses-Nazan Öncel düeti
Milliyet Gazetesi’nin haberine göre daha önce hiçbir projede bir araya gelmeyen Müslüm Gürses ve Nazan Öncel, ‘Yalnızlar Rıhtımı’ şarkısına düet yaptı.
Gürses’in vefatından hemen önce seslendirdiği parça, Gaga’nın arşivinde saklanıyordu.